Pano
 

Pano » Melankoli Özel Bölüm » Felsefe - Psikoloji

• Aşka ve Aşk'ın Çözümlenmesine Dair •


1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 3 mesaj]
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #1
YazarMesaj
obsessiondesign
 Yazar Tk.Yazar Tk.
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 21.11.2007
Üye No: 361
Yaş: 26 Terazi
Mesaj: 134
Konu: 71
Şehir: İstanbul


 
Tarih: Cum Şub 29, 2008 2:47 pm | Açıklama: Not 
Alıntıyla Cevap Gönder

Ask, bize güç veren tek özgürlük yitimidir.
Önce, nedensiz mantıksız, akli yöntemlerle -en azından her zaman- açıklanamayan "ilk heyecan". sonra o "ilk heyecan"ın gafil avladığı beden ve bilincin, o nedensiz ve mantıksız heyecanın kaynağına tutkuyla bağlanışı; bir estetik hayranlık, karizmatik bir "yörünge"ye oturuş ve karşıdaki "yarım"ı kapsayarak, ona ulaşarak, bir bütünleme güdüsü. "Yarım"ı "tamamlama" arzusu...

Aşk insan yaratımıdır. İnsanlaşma değer aktarımıdır. Peki bugün yaşayan varlığa değer aktarımı nasıl yapılmalı. Önce o varlığa tarih bilinci vermekle başlamalı. Tarih bilinci o varlığa, adına insanlık dediğimiz değerleri üreten... gitgide insanlaşan, ürtken eylem bütününü kavratır.

Tarih bilinciyle birlikte, insanın estetik mücadelesini kavramak, o varlığın nasıl estetik değer yarata yarata, garip seslerden sonra, sözgelimi 5. Senfoni'ye geldiğini somut olarak görmeyi sağlar. O varlığın insanlaşırken verdiği pratik, estetik, felsefi ve bilimsel mücadeleyi kavramakla mümkündür.

Kadınla erkek, karşı karşıya gelince, bu iki insan aşk yaratır. Bu aşk nasıl bir aşktır! Herşeyden önce aşk bir durum değildir. Sürekli bir oluştur. Aşk yaratılır, ama bitmez. Her gün yenilenir... her gün yeni bir oluşa dönüşür.

İki insan; kadın erkek, Herakleitos'un akarsuyuna benzer. Hiçbir insan dünkü insan değildir. Her gün aynı olmamak insana özgüdür. Adına yanlışlıkla insan denen meta hep aynı kalır. Hani metaların biçimi 'yeni' diye sık sık değiştirilir ya. Meta insanda, berberle, giysiyle değiştiğini sanır. Metalar değişmedikleri için hem kendilerinden hem de öbür metalardan bıkarlar.

Ama insan, insan değişir. Öbür insan sevgilisinin değiştiğini görür. Aşkın oluş süreci yeniden başlar. Meta bunu göremez.

Aşk cinsel ilişkiyi kapsar. Ama cinsel ilişki metanın ilişkisine benzemez.
İnsan cinsel fantazi kurmaz. Meta kurar.
İnsan sevgilisinin dudağına, ellerine, gözlerine, bacaklarına, saçlarına anlam katar. Bir et beden değildir. O beden, o bedenin kıvrımları, insan olmanın onurunu ve bunu anımsatan estetik bütünlüğü yansıtır. İki estetik bütünlüğün her sevişmesi, estetik tatları ve heyecan ve hazları yeniden yaratır.

Meta sevişmede cinsel hazzı organlarından çıkarır. insan sevişmesinde estetik hazzı, bilincinden çıkarır.

Metaların sevişmesinde, kör çarpışma sesleri yaratılırken, insanların bu eyleminde senfoni yaratılır.

Metada haz doğaldır. İnsanda haz kültüreldir.

Metada hedef yatmadır. İnsan için estetik yaratımdır.

Meta sevdiği kadının ayağının serçe parmağında ki tırnağı görür. İnsan orada şırıl şırıl akan bir suyu görür.

Meta tırnağını koparır sevişirken sevdiği kadının, insan su içer serçe parmağından.

Meta kadın, erkeğin gözündeki çapağı görür. İnsan kadın, erkeğin gözünde, az sonra alevlerin içine çırılçıplak girecek olan heyecanı görür.

Meta kadın, yatakta buz gibi çıkar, insan kadın alevli bir dansa çağırır sevdiğini.

İnsani aşk, topluma kapalı kaçış aşkı değildir. Toplum açık ve bundan ötürü toplumun insanileşmesi için mücadele verilir. Bu sayede aşk zenginleşir. Çünkü aşkta vefa, sorumluluk hem bireyselliği hem toplumsallığı kapsar. Bireysel vefa, bireysel sorumluluk, insanın bireyselliğinde anlam bulur. Bireyselde kalan ben hep kısırlaşır.

Aşk insanın insanlaşma sürecini hızlandırır.
Bu o varlığın tekil ben'inden çıkıp, öbür ben'le birikte varoluşunu düşünmesidir., O bundan böyle yalnız kendi ben'ini değil, öbür ben'i de düşünecektir. Tehlike karşısında yalnız kendi için değil, öbürü içinde mücadele verecek.

Hint şairi Amura, bir genç kızın aşkını şöyle anlatır.

Nereye güzelim? Yollar karanlık.
Gönül sultanımın beklediği yere
Yalnızsın yavrucuğum, korkmuyor musun?
Yollar uzun, yollar tehlikeli.
Yoldaşı aşk olan korkar mı hiç, deli!

Hint Şair Bilhana;

Şu anda yine tek düşüncem
Asılacakmışım vızgelir
Onsuz yaşamanın acısını
Ancak ölüm dindirebilir.
Nerdesin cellat? Nerdesin?
Yalvarırım sana uçur kellemi
Acılarım sona ersin.


Aşk, töretanımazdır; ya da en azından törelerle didişmeyi göze almayı gerektirir. Duygu yoğunluğu ve hazza yöneliş, aklın buyruklarına ve nefs denetimine karşı, aşkın yolunu ne zaman çizmemiştir? Zaman kavramı göz açıp kapayıncaya kadar geçer, "vaktini şaşırmış aşık" geçerli tasvirdir. Akla karşı duygunun, imgelemin ve düşgücünün yüceltimesi başlıca dayanak ve gerekçedir. Hiçbir aşık, aşkıyla çelişen, onu yok sayan "akıllı önerileri" kabullenemez. Kafasının değil kalbinin sesini dinler.

Aşk, hem aşık olanın kendi verili durumuna, hemde çevresine yönelttiği bir eleştiridir.

***

Özgür insan,
bir aşk ilişkisinin
kölelik zincirlerinden
uzak olmalıdır;
ama aşktan değil!
Nietszche

Aşk utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır.
Kitapları bir yana bırakır da dobra dobra konuşursak, aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir, gibi geliyor bana. Venüs'ün bize verdiği şey sonunda bir boşalma hazzı değil mi? Tıpkı doğanın başka taraflarımızın boşalmasına kattığı haz gibi. Bu haz ölçüsüzlük yahut hayasızlık yüzünden kötülük haline geliyor.

Sokrates'e göre aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. Ama nedir, bu hazzın insana verdiği o acayip gıdıklama, Zenon'u, Kratippos'u düşürdüğü o delice, budalaca, saçma sapan haller, bizi sürüklediği o uygunsuz azgınlık, aşkın en tatlı anında o alev saçan, kudurmuş, zalim surat, sonra nedir o birden kabarıp böbürlenme, bu kadar çılgınca bir işin içinde o ciddileşip kendinden geçme? Hem ne diye hazlarımızla pisliklerimizi sarmaş dolaş edip hep bir yere koymuşlar? Ne diye insan hazzın son kertesinde acı çeker gibi, ölecek gibi inlemekli oluyor? Bunlara bakınca, Platon'un dediği gibi, tanrıların insanı kendilerine oyuncak diye yarattıklarına inanasım geliyor. İnsanların bu en bulanık, en karışık işinin en ortak işleri olması da doğanın bir cilvesidir, diyorum. Böylelikle bizi denkleştirmek, akıllılarla delileri, insanlarla hayvanları birleştirmek istemiş. İnsanların en ağırbaşlısını o bilinen hal içinde bir düşündüm mü, bütün ağırbaşlılığı bir yapmacık oluverir. Tavus kuşuna haddini bildiren ayaklarıdır.

Oyun arasında ciddi düşüncelere yer vermeyenler, bir aziz heykelinin karşısında, önü açık diye, dua etmekten çekinenler gibidir. Biz de pekala hayvanlar gibi yeriz, içeriz; ama bunlar ruhumuzun göreceği işlere engel olmaz, bu işte hayvanlara üstünlüğümüzü gösterebiliriz. İşte gelgelelim öteki iş bütün düşünceleri, Platon'un bütün felsefesini ve ilahiyatını emri altına alır, amansız hışmıyla bizi, hem de seve seve, insanlığımızdan çıkartıp hayvanlaştırır. Başka her yerde az çok nazik olabilirsiniz; başka her iş kibarlık kurallarına uydurulabilir, ama bu işin hayvanca ve gülünç olmayan şekli düşünülemez bile. Bir arayın da bulun bakalım bu iş bilgece ve edepli bir şekilde nasıl yapılabilir? Büyük İskender, herkes gibi bir ölümlü olduğunu bir bu işte, bir de uyumada anladığını söylermiş. Uyku ruhun kötü güçlerini sarıp yokeder, bu iş de hepsini kaplayıp darmadağın eder. Onu sadece mayamızdaki bozukluğun değil, hiçliğimizin, noksanlığımızın bir belirtisi sayabiliriz kuşkusuz.

Doğa bir yandan bizi bu arzuya doğru sürer, gördüğü işlerin en soylusunu, en yararlısını, en güzelini de ona bağlamıştır bir yandan da bizi bırakır, onu kötüleriz, ondan ayıp, günah diye utanır kaçarız, perhizi sevap sayarız. Bizi yaratan işi hayvanlık saymaktan daha büyük hayvanlık mı olur? Türlü ulusların dinlerinde vardıkları, kurban, mum yakma, oruç, adak gibi ortak taraflardan biri de cinsel arzunun kötülenmesidir. Onun bir cezalanması demek olan sünnet bir yana, bütün kanılar bu konuda birleşir. Hoş, bir bakıma insan denilen bu budala varlığı yaratma işini ayıplamakta, bu işe yarayan taraflarımızdan utanmakta pek de haksız değiliz ya... İnsanın doğuşunu görmekten herkes kaçar, ama ölümünü görmeye hep koşa koşa gideriz. İnsanı öldürmek için gün ışığında, gelmiş meydanlar ararız, ama onu yaratmak için karanlık köşelere gizleniriz. İnsanı yaparken gizlenip utanmak bir ödev, onu öldürmesini bilmekse birçok erdemleri içine alan bir şereftir. Biri günah, öteki sevaptır. Aristoteles ülkesinin bir deyimine göre birini iyileştirmenin öldürmek anlamına geldiğini söyler.

Denemeler - Michael De MONTAIGNE - Türkçesi: Sabahattin EYUBOĞLU yazınıdır.

Montaigne'nin bu hülasası ve kısa tarifii onu cinsel arzu denemeleri üzerinde yoruyor. Bu yüzden bu aklı ergin kişinin tamahkar aşk tarifleri yapması açımdan eksik kalıyor.
--------------------------------------------------------------------------------
Aşk; iki insanın bilinçlerini birleştirme çabasıdır. Boşuna bir çaba, çünkü insan kendi bilincine mahkumdur.

Sartre; Bulantı kitabında yaşamın temelsizliğine vurgu yapar. Kitabın kahramanı Roquentin’den bir alıntı:

"Her şey temelsizdir, Şu park, şu kent, ben. Bunu fark ettiniz mi mideniz bulanır."

Bir hiç olan kendinde varolan her şeyi –ki buna aşk da dahildir- hiçlediği gün, bütün özgürlüğüne sahip olacaktır. Ona göre insan özgür olduğu halde, onu dönüştüren, onun özgürlüğünü sınırlayan, onu tanımlayan, onu bir nesneye dönüştüren şeyler vardır. Bunlardan biri de aşktır. Bu yüzden de aşk bir tehdit ve aynı zamanda bir savaştır. Bu savaşta ben ve öteki kavramları karışmamalı ve birleşmemelidir. Yani aşkta da özgür olunmalıdır.

Başkasının varoluşsal bunaltıyı hafifletici mucizevi niteliğinin yanı sıra, kendisinin varlığı da apayrı bir sorunun kaynağıdır. Çünkü benim için gerçek olan onun için de gerçektir; ben de onun varoluşsal bunaltısını hafifletebilmesinin bir aracıyım. İnsan, yağmurdan kaçarken doluya, kendi varoluşundan kaçarken 'öteki'nin egemenliğine yakalanır. Başkası benim için, kah varlığımı benden çalan, kah bana ait bir varlık olduğunu ortaya çıkarandır.

Sartre yazınıdır.

İnsanın hayat mücadelesi, doğayla değil 'öteki'yledir; yalnızca 'öteki'yle değil fakat aynı zamanda 'öteki' sayesindedir. 'Öteki', anatomiden duyarlık, biyolojiden edebiyat çıkartır; onunla 'surat'-'yüz'e, 'cilt'-'ten'e, 'dokunma'- 'okşama'ya dönüşür. Başkasının yüzü beni benliğimden başka tarafa yönelterek yükümü hafifletir. Okşama, arzulanan varlığın bakışı altında yaşamaktan kurtulmak için onu kendi tenine hapsetme girişimidir.

Finkieltkraut yazınıdır.

_________________
Başımız Dimdik Yürüyoruz Çünkü Boğazımıza Dek Bok İçindeyiz!
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #2
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 2998
Konu: 868
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Cum Şub 29, 2008 3:04 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Platon'a göre de; ´aşka ihtiyaç duyulmasının bir nedeni yoksulluk, fakirlikti. Bu yoksulluk dolayısıyla, bizlerde bir eksiklik duygusu ve aynı zamanda da tamamlanma arzusu yaratıyordu.´
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #3
YazarMesaj
..GöLgE..
 CerrahpaşalıWebMaster
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 30.09.2006
Üye No: 1
Mesaj: 4109
Konu: 487
Şehir: San Pedro


 
Tarih: Sal Tem 01, 2008 3:40 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

" Aşk, utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır. "

Bunların birçoğu platonik kalıyorlar. Kalmasınlar.

Mükemmel toplanmışlar. Teşekkürler obsessiondesign..

_________________
" Bir bal çanağı olmak isterdim
Çocuklar parmaklarını banardı gözlerime
Kör olurdum ufak elleriyle
'Bugün' diye başlayan bir masal söylerdim
Gülüşürlerdi, gülerdim..
"
Başa dön Gizli
İletileri göster:   
1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 3 mesaj]


Benzer Başlıklar
Konu Yazar Forum Cevap Son İleti
Yeni ileti yok O'na Dair Tutsak Feridun Düzağaç 1 Cum Şub 15, 2008 10:07 pm
Sch` Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok Kule Günlüğü / Tanışmalara Dair 2
Tyrannos
tyrannos-fan Hüseyin Evcil 0 Sal Şub 20, 2007 1:52 am
tyrannos-fan Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok Murat Yılmazyıldırım'dan "Kara A... Sch` Düş Sokağı Sakinleri 0 Çar Nis 23, 2008 11:24 am
Sch` Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok Aşkın Sayıları Pagan Astroloji 9 Çar Mar 21, 2007 4:35 pm
yalnızkız Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok aşkın 50 belirtisi
(Bence saçma.Peki ya sizce???)
golge_ve_sis Serbest Kürsü 1 Per Ağu 07, 2008 11:11 am
phoenix Son gönderilen iletiler

Pano » Melankoli Özel Bölüm » Felsefe - Psikoloji

Aranacak kelime:
Forum Seçin:   
Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar
Konuyu görüntüleyen kullanıcılar: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 0 Misafir
Yok 
Bölüm Yetkilisi: Pano Yöneticileri
Yetki Düzeni: WebMaster, Genel Adminler, Pano Yöneticileri, Editörler, Bölüm Sorumluları, Bölüm Yöneticileri, Yazar Tk.

Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

    Pano · Basit Görünüm · RSS · Yardım · Kurallar · Çerezleri Sil · İletişim   
 
Pano
Powered by phpBB Group · TR Çeviri: phpBBTürkiye · Tema: Fery
[Yükleme: 0.24613 sn][Sorgu: 24][GZIP: Açık][Debug: Açık]

Türkiye Melankoli Cemiyeti