Pano

Pano » Melankoli Özel Bölüm » Yazarlar / Şairler » Edip Cansever

• "B" Harfi İle Başlayan Eserleri •


2. sayfa (Toplam 2 sayfa) [Toplam 20 mesaj] | Sayfa: «12
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #11
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3083
Konu: 889
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Cum May 23, 2008 12:01 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Bir Gün

    O "bir gün"
    Yuvalanmış sanki içinizde
    Buğulu cam tıpkı
    Hiçbir şey görünmüyor
    Besbelli dışınızdan bakıyor size.

    Yokuş aşağı, yokuş yukarı
    Düzlerde, eğrilerde
    Yansır ondan size her ışık
    Bırakılmış bir bıçaktan döğüşte.

    Beklemek, avuntu--bir silah patladı uzakta--
    Yakında bir tel koptu
    Durmanın durgunluğu--yeterse--
    Sürsün bir süre böyle--ne çıkar--
    Emzirsin içinizi o sonbahar bulutu.

    Gelecekte, dediniz--ama ne zaman--
    Kim bilir, belki de geçmişte
    Yağmurlardan kalan kimsesizliğin
    Saklıdır acısı o "bir gün" de

    "Bir gün" buluşuruz--çok iyi--
    :Bir gün" dü, hani nasıl--silinti--
    Gerisi döküntü günler
    Ola ki beslemekte "bir gün"ü hepsi

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Gizli
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #12
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3083
Konu: 889
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Cum May 23, 2008 12:02 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Bir Mektup Atanın

    Bir mektup atanın o mektubu attıktan
    sonraki şaşkınlığı
    İzlemekse bir bakıma
    Yol aldığını mektubunun
    Bakar dururum ben de ardından.
    Sana söylüyorum yalnız
    O ben ki her türlü bakışların tarihini
    Öğrendim gözlerini hiç değiştirmeyen bir kaptandan.

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Gizli
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #13
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3083
Konu: 889
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Cum May 23, 2008 12:02 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Bir Meyhane Garsonu

    İşte
    Isınmış parke yolun kokusu
    Demek ki ben mutsuzum
    Tuhaf bir su içmişim de sanki içim görünüyor
    Gözlerim buzdan
    İçimde yaz kırıkları.

    Eklemek gerek
    Büyümesi gibi bir salyongozun
    Yıllarla değil, yıllarla değil
    Saniyelerle kıvrılmıştır kabuğum.

    Aynalıpasaj'ı geçtim
    Geçerken sağlı sollu aynalara baktım - her günkü gibi -
    Vitrinlere baktım, düğmelere, fremuarlara
    Yukardaki taş heykelciklere baktım
    Bakmasam ne yapacaktım, açılıp kapanmaya başladı dudaklarım
    Gözkapaklarım
    Açılıp kapanmaya
    Açılan kapanan çözülen
    Ne varsa duyuyordum kendimde
    Balıkpazarı'na saptım.

    Ben balıkpazarı'na sapınca
    Dünyada sayılmayan bir adamdım
    Nasıl duruyorsa gökyüzü sayılmadan
    Boylu boyunca bir duvar
    Ve uzay nasıl duruyorsa
    - Uzay ki mutluluktur
    Ele geçmeyen bir sonsuzluktur uzay -
    Ben masallara şunu bunu taşırdım.

    Oldukçe dar bir sokağa gelince durdum
    Karşıdan karşıya çamaşırlar asmışlardı
    Mor, pembe, beyaz çamaşırlar
    Kızgın yaz güneşinin altında
    Hoşlandım
    Anahtarı kilide soktum, bundan da hoşlandım
    Çevirdim bir iki kez, kapı titredi
    Ben de titredim
    Dükkanı açtım.

    Karşıki evler çoktan uyanmıştı
    Hemen herkesi az çok tanırdım
    İki kocakarı, levanten, dama oynuyorlardı gene camın önünde
    Çinko balkonda bir kız çocuğu ağlıyordu
    Oydu
    Bir satıcıya sesleniyordu, oydu
    Besbelli yeni uyanmıştı, saçları dağınıktı
    Zayıftı, sürekliydi, değişmiyordu
    Sesi inceydi, isterikti
    Saate baktım dokuz buçuktu.
    Ne yaptım da ben, daha sonra ne yapacaktım
    Önce helaya girdim, bir süre helada kaldım
    Terledim, adını bilmediğim bir kokuyla koktum
    Mutfağa girdim
    Patatesleri soydum yıkadım
    Domatesleri salatalıkları
    Soydum yıkadım
    Muska böreği sardım kaldırdım
    Bira kasalarını, boş şişeleri
    Dükkanın önüne çıkardım
    Camları sildim, ortalığı süpürdüm
    Sonra bir iskemleye oturdum
    Orda yüz binlerce cinayeti ben
    Ve intiharı
    Bir mutluluk gibi dışımda duydum.

    Evet, gelirdi
    Ruhi Bey mi dediniz, evet, gelirdi.

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Gizli
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #14
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3083
Konu: 889
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Cum May 23, 2008 12:03 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Bir Olay: Ruhi Bey Ve Gülcünün Ölümü

    Bir kara parçası sanır insan
    Düştü mü başı derde
    Kendini açık denizlerde.

    Şimdi bir kıyı bile değil
    Bir ufuk çizgisi bile değil
    Yalnızca ölü
    Sabaha doğru yağan karın altında
    Kıvrılmış kalmış
    Besbelli tutunmak istemiş boşluğa
    Kolları havada
    Sıkmış avuçlarıyla bir demet gülü
    Yayılmış gövdesine bir gülümseme
    Ve çevresine
    Taş binalara, karanlık pencerelere
    Kefeni kardan ve gülden.

    Polis arabası kapıya geldiği zaman
    Giyimevlerini, mezecileri, postaneyi geçerek geldiği zaman
    Arka sokaklardaki birkaç kiliseyi
    Cenaze levazımatçılarını ve
    Bin dokuz yüz yirmi sekiz modasına göre giyinmiş bir kadının bir anlık ölüsünü
    Geçerek geldiği zaman
    Bir kamyon et boşaltıyorken bir kasap dükkanının önünde, tam o zaman
    Yüzü sabunlu bir otel müşterisinin elinde traş makinesiyle
    Pencereden sarktığı zaman.

    Polis arabasını görmeden önce
    Her yanı aynalarla çevrili bir meyhanedeydim
    Sırçaları dökülmüş aynalarla
    Parça parça görüyordum kendimi
    Dışarda kar vardı, kirli kar
    Isınmak için konyak içiyordum
    - Isınmak için mi dedim, tuhaf -
    Dışarda kar vardı
    Saat dokuzu on geçiyordu, Balıkpazarı'nın her günkü sabahı
    Yıllardır hep aynı sabah
    İri bir kayabalığının içbükey karnı
    Ve binlerce, on binlerce kedinin hep birden
    Kente hiç uymayan bir yaratık gibi kımıldandığı
    O sabah.

    Polis arabası kapıya geldiği zaman
    Aynalıpasaj'ın düğmecileri, gömlekçileri
    Yüzükçüleri, bilezikçileri, tuhafiyecileri
    Dükkanlarını açık unuttukları zaman
    Ve dükkanların üstündeki heykelciklerin
    Bir yas törenine hazırlanır gibi
    Anlatımlarını değiştirdikleri zaman
    Balıkçıların balıkların karşısında en iyi durdukları zaman
    Ayakta çay içtikleri zaman
    Mermer masaların altından yorgun gövdeleriyle
    Çıktıkları zaman serserilerin
    Ve Pasaj temizlenmeye ve karlar kürenmeye başladığı zaman
    Masmavi iki yengeç gibi bakmaya başladığı zaman gözleri garson Vasil'in
    Tam o zaman.

    Polis arabası kapıya geldiği zaman
    Üç kişi siyah bir otomobilden indiler
    Üçü de sivildi, ellerinde çantaları vardı
    Ben meyhanenin penceresindeyim
    İçerde ve kar içindeydim
    Bir demet gül içindeydim
    Güle gömülüydüm
    Kana.

    Polis arabası gittiği zaman
    Demir kapının yanında ölü
    Gökyüzünü dönemecinin altında
    Ve yerde bırakmamak ister gibi sözünü
    Elinde bir demet gülle
    "Gül, gül" diye acı bir bağırtıyı uzattığı güllerle
    Ipıslak saçlarıyla buzdan yatağına uzanmış.

    (O zaman ıhlamur ağaçları kardan görünmezdi. Gözlerim azalırdı,
    gizlenirdim. Babam koyu kahverengi çizmeleriyle karları ezer ezer
    ezerdi çakıltaşlarının ayaklarının altında oynaştıklarını duyuncaya
    kadar. Annem çatı katının yanındaki sivri kuleden gözlerini ayırmazdı,
    yeter ki gök kanasındı beyaz beyaz ve kocaman bir alabalığın karnı.
    Uşaklar bir köşeye sinerlerdi, hiç konuşmazlardı, bir kristal sürahi
    rüzgardan ürperir titrerdi. İniltiye benzeyen bir ses yayılırdı.
    Karanlığa yapışırdım, bir kapı karanlığına, bir duvar karanlığına, bir
    yokoluş karanlığına. Ölüm çok uzaklardaydı, o zaman çok uzaklardaydı
    ölüm.)

    Sordu
    Karla kaplı kirli bir cümle
    Başında kimler vardı?
    Bir, emekli postacı Hüseyin
    - Çok adres bildiği için adı pezevenge çıkan -
    İki, cenaze kaldırıcısı Adem
    - Çıplak kafalı, ön dişleri çürümüş -
    Üç, akordeoncu kadın
    - Hemen hemen hiç konuşmayan, saçları oksijele sarartılmış, Bizanslı bir
    kehribar taciri gibi şişman, yaşlı ve kızoğlankız -
    Ve sonra ötekiler
    Üç Horan Kilisesinin kapıcısı
    Çingene çalgıcılar, bademciler
    Lotaryacılar
    Bir iki garson
    En geride
    Çengelli iğne satan bir kız çocuğu.

    Ve onu kaldırdılar, ben gördüm
    İkinci konyağımı içtim bitirdim
    Demir Kapıdan çıkardılar ve gördüm
    Morg arabasına koydular
    Kapısını ittiler, kapı kapandı
    Taraklar, istiridyeler açıldı kapandı
    Çiçekler titreştiler
    Bir balıkçı balık doğradı ve tarttı
    Pencereden çekildim.
    Günlerdir ilk olarak güldüm, gülümsedim
    Yıllardır ilk olarak
    Sanki ilk gözyaşının tarihini buldum, üstünü çizdim.

    Ve sordu gene
    Ölümle kaplı o kirli cümle:
    Siz Ruhi Bey nasılsınız
    Ben Ruhi Bey nasılım
    Anladım anladım
    Ve şimdi iyi biliyorum artık nereye.

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Gizli
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #15
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3083
Konu: 889
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Cum May 23, 2008 12:04 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Bir Otel Katibi

    Anlamadığım şu
    Ben neden bir otel katibiyim
    Eskiyim, renksizim, kimsesizim
    Yontulmuş kalemlerden, sosisli sandviçlerden iğrenirim
    Papazlardan, homoseksüellerden iğrenirim
    Kız kurularından ve saldırgan dullardan
    Ve yaşlı adamların sararmış dudaklarından
    Ve deli saraylılardan, onların aybaşı kokularından
    Kendimden kendimden
    Ve nedendir ki ben
    Sararmış bir sürahide kirli bir su gibi bekletirim.

    Günlerden ne? Pazartesi İyi bilirim
    Ama gün nedir bilmem
    Çiylerle çiçeklerle çamlarla doldurulmuş gün
    Göğsü bir martı göğsü gibi denizlere değen
    Parklarda bahçelerde göz dolduran gün
    Bir çocuğun gözlerinden gözyaşı içen
    Sesini bir ayin gibi uzaklardan duyduğum
    Gün nedir.

    Kokular vardı ayrı ayrı, ben unutmuşum
    Hepsi şimdi bir otelin kokusu
    Kullanılmış çamaşırların ve bavulların kokusu
    Ve telefonların ve kapısı açık helaların
    Ve hasta soluklarının, tozlu yer halılarının
    Sabahlara kadar yanan ampullerin kızgın
    Birbirine karışmış, değişmeyen kokusu.

    Ruhunda kasvetin suyunu buldu
    Kimdir
    Olsa olsa bir otel katibidir
    Bir otel katibi her yerde bir otel katibidir
    Gözlüklü ve tedirgindir
    Hiç yıkanmamış gibidir, parmakları sarıdır
    Ön dişleri çürüktür, avuçları terlidir
    Yıllar var ki bir kumaş düşler kendine
    Ve bu yüzden olacak sanki biraz terzidir.

    Sorarım - ki otel katipleri sorar - bir terlik nedir
    Terliğin yenisi yoktur
    Geçmişi yoktur, geleceği yoktur
    Yeri ve kimliği zaten yoktur
    Bir terlik bir terliktir o kadar.

    Bilirim kötünün kötüsü bir oteldir burası
    Odalarında hamam böcekleri, sinekler
    Pis yataklar, lekeler, sararmış çatlak lavabolar
    Peki bir insan nedir
    Sorarım - ki otel katipleri sorar -
    Bir gün gittikçe ufalıyordum
    Düş müydü, gerçek miydi, iyi bilemem
    Oturmuş bir küvete kuruyup kayboluyordum.

    Şarkıcılar, sokak çalgıcıları gelir en çok
    Sokak kadınları, serseriler
    Evet, ara sıra Ruhi Bey de gelir
    Kan renginde gelir, yolunu şaşırmış bir böcek gibi gelir
    Sapından eğilmiş bir gelinciğin öğle uykusu gibi
    Çocuksu hafif

    Tam bizim otelliktir
    Sanırım elbisesiyle yatar, ayakkabılarıyla
    Sabah olunca erkenden kalkar
    Ve kalkar kalkmaz başlar içmeye, doğrusu pek anlayamam
    Uçak saatlerini sorar, lüks lokantaları sorar bir de
    Pek anlayamam
    Şu var ki, kendiyle eğlenir gibi sorar
    Elinde vapur tarifeleri, kataloglar
    At yarışı listeleri
    Yanaşır pencereye, ışığa tutar birer birer hepsini
    - Otel her zaman loştur -
    Bakar bakar bakar.

    Nemli bir havlunun yere bırakılışı gibi
    Çöker bir iskemleye sonra
    - Çoğu zaman böyle yapar -
    Sokağa bakar aralıksız
    Öyle bakar ki, sokakta bir şeyler olmuş sanırsınız
    Sanki bir cinayet işlenmiş, biri parasını çarptırmış
    Ya da terkedilmiş bir kadın yakalamış kocasını
    Bağırıp çağırıyordur gebe karnını göstererek
    Nerdeyse
    Hani nerdeyse polisler gelecek
    Nerdeyse
    Hani nerdeyse polisler gelecek
    - Gerçi her türlü olaya tanığızdır bu sokakta -
    Oysa işte Ruhi Bey
    Görerek bakmıyordur ki bir şeyler anlasanız

    İçer bardağındaki son yudumu da
    Topundan boşalan bir kurdele gibi
    Sarı bir kurdele gibi
    Çekip gider az sonra.

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Gizli
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #16
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3083
Konu: 889
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Cum May 23, 2008 12:04 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Bir Su Yılı Denebilirdi...

    Bir su yılı denebilirdi geldi geçti
    Üstünde durmuyorum
    Terledim, bulanık baktım
    Ne varsa kendiliğindendi
    Hemen hemen evden çıkmadım.

    Sanki avuçlarımda sürekli
    Yıkanmış, tabağa konmuş bir meyvenin ellenmişliği
    Ola ki makyajı bir oyuncunun karışmış gözyaşlarına
    Yeni kireçlenmiş bir duvarın kireci
    Avuçlarımda sürekli
    Bir su yılı denebilirdi üstünde durmuyorum
    Kalmışsa kalmıştır bir çomak gibi
    Kuru
    Artık kullanılmayan bir demiryolu
    Kararmış, kırık dökük
    Üstünde bir yük vagonu.

    Mavi bir araba kapımın önünde
    Bütün yıl
    Bir su yılı
    Kapısını kimse açmadı
    Açıp kapamadı hiç kimse
    Aslında mavi de sayılmazdı pek
    Balkıyıp duruyordu kırmızı bir şakayığın renginde
    Yani sabah güneşlerini denizde
    Günbatımını denizde
    Severek yaşayan bir balık da denebilirdi ona
    Çünkü düşler gerçekle
    Gerçekler düşle
    Anlayınca bir gün buluştuğunu
    Geçirir her günceye kısa bir yolculuğu
    Ama bir takı eksik gibidir bir sözcükte
    Damağın dudağın alışkanlığına karşı
    Kalbin atışlarıyla çok uyumlu bir de.

    Hadi anlat deseler anlatamam
    Bir yere gidiyorken cayıp bir başka yere gitmeyi
    Yani bir kunduzu karşıdan karşıya yüzdüren sezgi
    Nedir ben bilemem ki
    Belki bir raslantıdır da ondan mı sevdanın yeri
    En yakın yeri
    En uzak yeri
    Bitmeyen yeri
    Bitecek yeri
    Farkedilmez zaten anlaşılmış sevdanın
    Anlaşılmaz sevda ile bütün ekleri.

    Gözlerim sevdim seni
    Köklerim gözlerimin
    Suyunu benden içen ıssız bir kasaba gibi

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Gizli
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #17
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3083
Konu: 889
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Cum May 23, 2008 12:05 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Borazan

    Sizin bir çift göz olan o şeyleri taşıdığınız gibi
    Bir borazan taşırdı, ta-tarata, ti-tiriti
    O çalmıyor muydu, olanca görüntüler ayakta
    Uzaklar, cins ülkeler onunla bir giderdi
    Daha görmedimdi ben oldum bittim öyle yürek canlısı
    Anılar mı, tez gelecek mi, en güzeldi borazandaki.

    Kim sevdi, kim niye öyle, yansıtır dururdu bir eğleniyi
    En çoğul gökler kıpırdar, en yaprağı bollar sevinirdi
    O çalsın gözlere şenlik, akınıp giderdi başka dünyalar
    Oralardan bir kızı ipince sevdirirdi.

    Akşamları maviyi çalardı, bilmem ki bilir miyiz o koyu maviyi
    Bir çıplaktı, ama görmeyin, bir gürültüydü sabahı tutturunca
    Ya ne olaydı derseniz bendeki istek biraz garipti
    Çıkıversin derdim en güzel olacakları dünyanın
    Bir sevinç, bir mut dalgası, azların azı da bir sadelik
    Sizin bir çift göz olan o şeyleri taşıdığınız gibi.

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Gizli
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #18
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3083
Konu: 889
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Cum May 23, 2008 12:05 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Bu Gemi Ne Zamandır Burada

    Bu gemi ne zamandır burada
    Çoktan boşaltmış yükünü
    Gece de ölmüş, rıhtım da bomboş
    Mavi bir suyun düşünü uyutur bir tayfa
    Arkada, güvertede
    Ah, neresinden baksam sessizlik gene.

    Yürürüm usuldan, girerim bir meyhaneye
    İçerde üç beş kişi
    Yalnızlık üç beş kişi
    Bir kadeh rakı söylerim kendime
    Bir kadeh rakı daha söylerim kendime
    -Söyle be! ne zamandır burda bu gemi
    -Denizin değil hüznün üstünde.

    Belki yarın gidecek
    Bir anı gelecek bir başka anının yerine.

    İnsan bazan ağlamaz mı bakıp bakıp kendine.

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Gizli
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #19
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3083
Konu: 889
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Cum May 23, 2008 12:06 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Buz Gibi

    Aşk iyidir bak
    Duyumunu artırır insanın
    Hele don gömlek sabahları
    Tıraş olacağını duyarsın
    Yeni gömleğini giyeceğin gelir
    Bir yeni biçim eklersin insan olacağa
    Masaya, merdivene, aynalı dolaba
    Derken ardından sipin işi bir kahvaltı
    Amanın dersin bu ne delice gidiş
    Paldır küldür açar mıydı fıstık ağacı
    İspinoz düşünür müydü
    Deli olan kaşınır mıydı
    Kolların upuzun Walt Whitman'ı okumaktan
    Ağzın desen bir karış açık
    Sokaklar yok mu, o sokaklar
    Önce bir yeşile işkilli
    Evlerde büyümeler, alıp başını gitmeler olacak
    Kızıp duracaksın üstüne başına konan toza
    Televizyondaki ise
    Usanmak, hızını eksiltmek dendi mi
    Cin ifrit kesileceksin birden.

    Hey gidi duyumuna yandığımın dünyası
    Alıp vereceğin olacak ille
    Aşk maşk buz gibi yaşayacaksın.

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Gizli
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #20
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3083
Konu: 889
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Cum May 23, 2008 12:07 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Bitiş

    Ester'in söyledikleridir
    Yalnızlığına korku vurma

    Ester'in söyledikleridir
    Ve gelsin ve geçsin bütün sözlerim
    Gelsin ve geçsin

    Ester'in söyledikleridir
    İnsanların içinden
    Kendim olup taşayım

    Ester'in söyledikleridir
    İnsanlara uzaklık vurma
    Ama herkes ki kendisi olsun
    Sonra herkes kendisi olsun
    Bir gün herkes kendisi olsun

    Ester'in söyledikleridir
    Dünyada bakınıp durma
    Bütün ol ve ayrı tut ki kendini
    Zaten öyledir
    Çünkü öyledir.

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Gizli
İletileri göster:   
2. sayfa (Toplam 2 sayfa) [Toplam 20 mesaj] | Sayfa: «12


Benzer Başlıklar
Konu Yazar Forum Cevap Son İleti
Yeni ileti yok Eserleri alper1071 Nazım Hikmet Ran 41 Pzr Arl 31, 2006 3:08 pm
alper1071 Son gönderilen iletiler
Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz Necip Fazıl Kısakürek - Eserleri niyo Necip Fazıl Kısakürek 10 Cmt Şub 10, 2007 2:16 pm
niyo Son gönderilen iletiler
Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz "Ü" Harfi İle Başlayan Eser...
Can Yücel
..GöLgE.. Can Yücel 0 Pzr May 27, 2007 6:41 am
..GöLgE.. Son gönderilen iletiler
Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz "P" Harfi İle Başlayan Eser...
Yılmaz Erdoğan
Sch` Yılmaz Erdoğan 0 Pts Şub 11, 2008 4:34 am
Sch` Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok "B" Harfi İle Başlayan Eser... yalnızkız Orhan Veli Kanık 9 Pzr May 13, 2007 5:29 pm
..GöLgE.. Son gönderilen iletiler

Pano » Melankoli Özel Bölüm » Yazarlar / Şairler » Edip Cansever

Aranacak kelime:
Forum Seçin: