Pano
 

Pano » Melankoli Özel Bölüm » Yazarlar / Şairler » Can Dündar

• Can Dündar - Otobiyografi •


1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 mesaj]
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #1
YazarMesaj
..GöLgE..
 CerrahpaşalıWebMaster
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 30.09.2006
Üye No: 1
Mesaj: 4109
Konu: 487
Şehir: San Pedro


 
Tarih: Cmt Arl 30, 2006 5:33 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

Kendi anlatımıyla Can Dündar;





Tek çocuktum.

60'larda 6'ıncı ayın 16'sında saat 6'yı 56 geçe, 06 trafik kodlu şehirde doğdum. Bu 6'lar hayat boyu peşimi bırakmadı.

Can Bartu'dan ad takmışlar; adımı ve tutacağım takımı seçme şansım olmadı.

http://img514.imageshack.us/img514/9586/132dt7.jpg

21 Mayıs 1963.Ankara'da bir ihtilal günü, stüdyoda babam ve annemle...Doğduğumda anayasa kabul edileli birkaç hafta olmuştu ve Menderes'in asılmasına birkaç ay vardı.

Anayasayı 10 yaşıma gelmeden budadılar, 30'uma varmadan Menderes'in itibarını iade ettiler.





* * *


Haziran 1961 tarihli Cumhuriyet: Bizim evi basan selin haberi manşette... Daha göbek bağımın ucu kurumadan evin önünden akan boklu dere taştığından bütün zıbınlarımı sel aldı; çıplak doğdum denilebilir.

Annem babam memurdu.

Annemin "daire"sinde, facit hesap makinalarıyla, DMO damgalı daktilolar arasında büyüdüm. Yandaki bina Tuslog'tu. Birtakım kızgın gençler üç günde bir gelip bağırır, çağırır, taşlarlardı. 68 kuşağıyla orada tanıştım.

* * *

Kreş yılları-(1964)Usluydum.

Sabah bir koltuğun üzerine bırakırlar, akşam gelip oradan alırlardı.

Utanılacak kadar normaldim. Hiçbir oyuncağımı kırmadım, zil çalıp kaçmadım, Ayşegül'lerimi yırtmadım. Şimdi onları tek tek oğlum yırtıyor.

Pazar'ları Ankara'da banyo günüydü. Koca odun parçalarıyla zor yanan kazanların kaynar sularında tuğla büyüklüğünde yeşil sabunları kafama yiye yiye yıkandım.

Babamdan fiske yemedim, ama annem feci keseler ve vurdu mu çınlatırdı.

Babamla 6. yaşgünümde-Lunaparkta alnıma yazısını bırakan kazanın izlerini silmeye çalışıyoruz.(16.06.1966)Ulus'ta Santral Bebe'den giyinirdim. 5 yaşımda teyzem beyaz puantiyeli kırmızı gömleğimin üzerine maşrapayla su dökünce ilk kez intiharı düşündüm. Sonra vazgeçtim.

6 yaşımda feci bir trafik kazası geçirdim. Bir minibüs taklalar atarak geldi ve içinde bulunduğumuz Citroen'in üstüne çöktü. Arabanın motoru dizlerime bindi, kafam ön cama geçti. Alnıma çizili yara, alın yazısı değil, kaza kalıntısıdır.

* * *

Handan halamla lunaparkta (23.09.1967)Sünnet davetiyem...Bir yaşgünümde sünnet oldum. Sünnet davetiyemin üzerinde baltasıyla bir adam ve kenarda bekleyen kedi figürü vardı. "Maşallah" yazılı şapka giydim.

3-5 arabalık konvoyla kısa bir Ankara turunun ardından Hacı Bayram'a gittik. Tören Harita müdürlüğünün bahçesindeydi,
ama aksilik işte, Haziran ortasında yağmur yağdı. Neyse ki top ve saat geldi de hediye, sevindim.

* * *

Sevgili öğretmenim Cuyibar Bölükbaşıoğlu ile mezun olduğum Mimar Kemal İlkokulunun önünde...(2005) 7 yaşımda beni Cuyibar Hanım'a teslim ettiler. "Hazırol" dediler, hazırolmuştum zaten. Resmimi çektiler. İlk gün ağladım, zamanla alıştım.

O yaz yakama kırmızı bir kurdele iliştirdiler:

Okumayı sökmüştüm. Dikmek, yıllarımı alacaktı. Diploma törenimin filmini yıllar sonra bir sınıf arkadaşım getirdi. Filmin sonundaki mahçup çocuğa bakakaldım.


İlk şiirleri halam fısıldadı kulağıma... Nazım Hikmet'in "Seçmeler"ini getirip evde ulu orta okumaya başladı. Etraftaki tedirginlikten anladım bu işte bir terslik olduğunu... Az önce bir örneğini gördüğünüz devrik cümle alışkanlığım o zaman başladı.

***

İlkokul fotoğrafı-(1972)
Ailece toplanıldığında günlerden Pazartesi ise ay çekirdeği ile Radyo Tiyatrosu dinlenir, "sair akşamlar" blum oynanırdı. Muhabbet varsa mutlaka pikapta Neşet Ertaş olurdu. Eniştem ya bağlamasının "döşünü" döve döve ve yanık yanık bozlak söyler ya da babamla muhtemel bir ayrılığa meydan okurcasına kenetlenerek halay çekerdi. Halay ekibinin üçüncü üyesi eksilmişti epey önce... Arada gece uzarsa rakıyı kapıp mezarlığa gittiklerini duyardım.


Zamanla Samanpazarı'ndan bana da bir bağlama aldık. Lakin okulda mandolin dersi vardı. Şu meşhur kültür ikilemiyle pek küçük yaştan tanışmış oldum. Evde bağlamayı mandolin gibi çalmakla, okulda mandolini bağlama gibi çalmakla suçlandım. Arabesk hayatım böyle başladı.

O yaz dayım nişanlısından ayrıldı. Bir gün anneannemin Altındağ'daki gecekondusunun bahçesindeki dut ağacının altına rakı sofrasını kurdu. Pikaba 45'lik bir plak yerleştirdi. "Bir Teselli Ver" çalmaya başladı. 30 yıl sonra belgeselini yapacağım adamla o zaman tanıştım.

(Her iki anlamda da) iyi misket oynardım. Müselleste zayıftım, tumbada fena sayılmazdım. Bileklerim lak-lak'tan çürük içindeydi.

"Marmaraspor"da mevkiim liberoydu.

Kızlardan ürkerdim.

Mahallede Şadiye diye mavi gözlü bir kız vardı. Şadiye diye dalga geçerlerdi. "Şad et"menin ne demek olduğunu anladığımda Şadiye'ler çoktan taşınmışlardı bile... Sezer Güvenirgil'e hastaydım. Koca bir defteri O'nun resimleriyle doldurmuştum. Cüneyt Arkın'a mektup yazıp resim istedim; "Fahrettin Cüreklibatur" imzalı bir kart geldi. Yıkıldım.

Orduevinin açık hava sinemasında Jerry Lewis filmleri oynuyordu, Dışkapı'da Yılmaz Güney'in "erişte Western"leri... Ben ikincileri seviyordum. "Sevgili öğretmenim"i Ankara Sineması'nda, "Spartaküs"ü Büyük'te izlemiştim. İkisi de işhanı oldular şimdi..

Çocukluğumun geçtiği Sıhhıye'deki evin yıkılmakta olduğunu haber alınca panik halinde Tayfun'u aradım. Ve enkaz önünde son bir hatıra fotoğrafı çektirdik.6O'ların sonuna doğru bir gün, "Pal sokağı"ndan arkadaşım Tayfun'la bizim evin yanındaki misafirhanenin camına burnumuzu dayayıp, içerde ışıklar saçan bir kutu gördük. "Pilli bebek" diye bir çocuk yürüyordu ekranda... şaşıp kaldık.

Birkaç sene sonra o ışıklı kutu bizim eve de geldi. Geldiği günün akşamı Kebap 49'dan pide söylendi; özel bir durumla karşı karşıya olduğumuza hepten inandım.

* * *

Doğan Kardeş-12 Mart1973- Babama yazdığım bir şiir, o sayıda yayınlandı. Bir dergide imzamı ilk görüşüm de bu oldu. İmzanın altındaki yazı ‘Mimar Kamil’ değil, ‘Mimar Kemal’ olacak. 34 yıl sonra bu düzeltmeyi de yapmış olayım. Epeyce zaman sonra o ışıklı kutunun içine daldım.

Oğlum önce burnunu dayayıp camına bana baktı, sonra arkasına dolaşıp babasını aradı.

1973'de Batur'un jetleri öyle bir uçtu ki tepemizden, ev yıkılıyor sandım...Meğer o hiçbir şeymiş.

Bir yıl sonra Ayvalık'ta tatil yaptığımız kampta "Savaş" alarmı verildi. Tanklar gelirken, insanların arabalara doluşup nasıl kaçtıklarını gördüm. Ürktüm.

Doğan Kardeş'ten Hey dergisine, Neşet Ertaş'tan Demis Roussos'a geçmiştim.

***


Yusuf İslam'la Londra'daki röportajda...Kocabeyoğlu'nun altından Cat Stevens plakları alırdım.

Yıllar sonra O'nunla Yusuf İslam olarak tanışınca bale öğretmenim imam olmuş duygusuna kapılacaktım.





* * *

Fan klüp yıllarından bir anı-Atilla Atasoy'la Bethooven diskoda... Sene 1976 olmalı... Oturanlardan beyaz kazaklı olan benim (gençliğim)Bir süre "istekçilik" yaptım. "Camia "da namım yürüdü. Sonra "Kızlar yazışalım mı" türünden yılışıklıklara bulaştım bir ara...

Yanıtlayanların çoğuyla yazıştık, bazılarıyla tanıştık.

Yüzüm gözüm sivilcelenmeye başlamıştı. Çoğu kuşakdaşım gibi ilk seks derslerini Arzu Okay'dan aldım. En iyi parçalar Kerem sinemasındaydı, ama Şevket Kazan diye bir adam ikide bir sinemayı bastırıp filmleri toplattırıyordu. Aradan çeyrek asır geçti; ben çoluk çocuğa karıştım, Arzu Okay Fransa'da dükkan açtı, ama Şevket Kazan hala Adalet Bakanı'ydı.

Ergenlik fotoğrafı-Yıl:197615 yaşında "arkadaşlık teklif ettiğim kız" ("flört" sonradan geldi, "çıkmak" ondan da sonra... "yatmak" ağza bile alınmazdı) "Beni bir seks filmine götür" diye tutturdu. Başına bir şapka geçirip Sinema 70'e götürdüm. Gişede hemen farkettiler. Yine de içeri buyur ettiler. Sinemada en az 100 adam vardı. Çocuk boyunlarımızı yere devirip onların arasından geçerek arkada bize gösterilen locaya kurulduk. Parça yoktu. "Danıştay kararıyla" "İsveçli Bakire" oynuyordu, ama başrol oyuncusunun Türkiyeli muadili hemen arkada olduğu için salondakiler perde
yerine locayı izlemeyi tercih ettiler. Kasılıp kaldık.

Öpüşme daha edepli bir filmde kısmet oldu. Yıldız Kenter'in genç kızıyla birlikte Yunan mezalimine karşı direnişini hikaye eden bir film vardı. Laf olsun diye gitmiştik. "French kiss" neymiş orada anladım.

http://img147.imageshack.us/img147/7864/134md6.jpg

Islandım.

Öptüğüm kız, peşimden bizim liseye yazıldı. Geceleri uzun mektuplar yazıp, sabah oldu mu götürüp çantasına sıkıştırıyordum. O da kendi yazdıklarını bana veriyordu. Eve teyp alınınca O'na kasetler doldurmaya başladım. Prestij plaktan daha seri üretim yapıyordum.

Bir "fan klüp" kurmuş, şiir yarışmaları, köylere kitap kampanyası gibi "sosyal faaliyetler" yürütüyorduk. Bayramlarda Kızılay postanesinin önünde buluştuğumuzda tebrik kartı tezgahlarında burnu sümüklü çocuk fotoğrafları görmeye başlamıştık.

Genellikle fotoğrafın hemen altında, halamın yıllar önce gizliden gizliye kulağıma okuduğu şiirlerden birkaç mısra olurdu.

O çocuklara üzülür, ama şiirleri severdik.

Sonra bir gün okulun ön camına bir Hergün gazetesi asıldı. Manşette "Kızıllar kudurdu" yazıyordu. 1 Mayıs kana bulanmıştı. O günlerde Atatürk büstünün altındaki "Bağımsızlık benim karakterimdir" yazısı söküldü, yerine "Komünizm görüldüğü yerde ezilmelidir" yazısı asıldı.

Gerisini hatırlamak bile istemiyorum.

Hayatımızın en güzel yıllarını aldılar elimizden...

Onları hiç affetmedim..


_________________
" Bir bal çanağı olmak isterdim
Çocuklar parmaklarını banardı gözlerime
Kör olurdum ufak elleriyle
'Bugün' diye başlayan bir masal söylerdim
Gülüşürlerdi, gülerdim..
"
Başa dön Gizli
İletileri göster:   
1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 mesaj]


Benzer Başlıklar
Konu Yazar Forum Cevap Son İleti
Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz Otobiyografi ..GöLgE.. Edip Cansever 0 Pzr May 27, 2007 11:34 am
..GöLgE.. Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok İbrahim Sadri - Otobiyografi Kinyas İbrahim Sadri 0 Pzr Arl 31, 2006 1:40 am
Kinyas Son gönderilen iletiler
Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz Ataol Behramoğlu / Otobiyografi ..GöLgE.. Ataol Behramoğlu 0 Cum Mar 23, 2007 1:36 am
..GöLgE.. Son gönderilen iletiler
Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz Can Dündar / Yazıları ..GöLgE.. Can Dündar 17 Cmt Oca 27, 2007 2:32 am
..GöLgE.. Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok Can Dündar - Ömür ..GöLgE.. Can Dündar 0 Sal Kas 07, 2006 11:13 pm
..GöLgE.. Son gönderilen iletiler

Pano » Melankoli Özel Bölüm » Yazarlar / Şairler » Can Dündar

Aranacak kelime:
Forum Seçin:   
Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar
Konuyu görüntüleyen kullanıcılar: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 0 Misafir
Yok 
Bölüm Yetkilisi: Pano Yöneticileri
Yetki Düzeni: WebMaster, Genel Adminler, Pano Yöneticileri, Editörler, Bölüm Sorumluları, Bölüm Yöneticileri, Yazar Tk.

Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

    Pano · Basit Görünüm · RSS · Yardım · Kurallar · Çerezleri Sil · İletişim   
 
Pano
Powered by phpBB Group · TR Çeviri: phpBBTürkiye · Tema: Fery
[Yükleme: 0.10133 sn][Sorgu: 23][GZIP: Açık][Debug: Açık]

Türkiye Melankoli Cemiyeti