Pano

Pano » Melankoli Özel Bölüm » Yazarlar / Şairler » Nazım Hikmet Ran

• Eserleri •


3. sayfa (Toplam 5 sayfa) [Toplam 42 mesaj] | Sayfa: «12345»
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #21
YazarMesaj
alper1071
 MüdavimMüdavim


[Üye Notları]

Kayıt: 13.11.2006
Üye No: 52
Mesaj: 2368
Konu: 48
Şehir: Girne


 
Tarih: Pzr Arl 31, 2006 2:49 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
- demeğe de dilim varmıyor ama -
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #22
YazarMesaj
alper1071
 MüdavimMüdavim


[Üye Notları]

Kayıt: 13.11.2006
Üye No: 52
Mesaj: 2368
Konu: 48
Şehir: Girne


 
Tarih: Pzr Arl 31, 2006 2:50 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

YAŞAMAYA DAİR

1

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.

1947

YAŞAMAYA DAİR

2

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki, hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

1948

YAŞAMAYA DAİR

3

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani, bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hattâ bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #23
YazarMesaj
alper1071
 MüdavimMüdavim


[Üye Notları]

Kayıt: 13.11.2006
Üye No: 52
Mesaj: 2368
Konu: 48
Şehir: Girne


 
Tarih: Pzr Arl 31, 2006 2:51 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

ANGİNA PEKTORİS

Yarısı burdaysa kalbimin
yarısı Çin'dedir, doktor.
Sarınehre doğru akan
ordunun içindedir.

Sonra, her şafak vakti, doktor,
her şafak vakti kalbim
Yunanistan'da kurşuna diziliyor.

Sonra, bizim burda mahkûmlar uykuya varıp
revirden el ayak çekilince
kalbim Çamlıca'da bir harap konaktadır
her gece,
doktor.

Sonra, şu on yıldan bu yana
benim, fakir milletime ikrâm edebildiğim
bir tek elmam var elimde, doktor,
bir kırmızı elma :
kalbim...

Ne arteryo skleroz, ne nikotin, ne hapis,
işte bu yüzden, doktorcuğum, bu yüzden
bende bu angina pektoris...

Bakıyorum geceye demirlerden
ve iman tahtamın üstündeki baskıya rağmen
kalbim en uzak yıldızla birlikte çarpıyor...
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #24
YazarMesaj
alper1071
 MüdavimMüdavim


[Üye Notları]

Kayıt: 13.11.2006
Üye No: 52
Mesaj: 2368
Konu: 48
Şehir: Girne


 
Tarih: Pzr Arl 31, 2006 2:51 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

AŞI

1

tarla hazırdı
koyu esmer eti anadan doğma çırılçıplak
tarla hazırdı
şişkin ıslak dudaklarını açmıştı yarı yarıya
uzun sürmedi bekleyiş
sabah aydınlığında canlı küçük kurtlar gibi yukardan saçılıp aktı tohum
hazla ürperdi toprak
içine çekti akanı
açılıp kapanarak
açılıp kapanarak
sonra da mahmur
bir kat daha güzel
terli kabarık
gerindi
ben ölümden kuvvetliyim diyebilirdi
gebeydi artık

2

arılar fırladı güneşe doğru
en önde kızoğlankız yeni beyarı
nazlı bir vızıltıdır zar gibi ince şeffaf kanatları
beli koptu kopacak
altın tüylü süzme karnında da üç kızıl kuşak
yetişip önledi onu erkeklerin en güçlüsü
sonra yukarda boşlukta güneşin orda
dikenli incecik bacakları karıştı birbirine
bir saniye sürdü aşı
silkinip kurtuldu dişi
düştü erkek
içinden kopan etleriyle toprağa

3

odalarının penceresi ormana açık
ağır yaz bulutlarının altında orman
bir yumurtalık gibi de nemli ılık
erkeğin yüzünde aşağıdan
kadının gözlerinden vuran ışık
ormanın üstüne yağmur boşandı ansızın
yeşil elâ gözlerini yumdu kadın
yarı açık ağzında ıslak dişleri berrak duru
içinde taa yüreğinin kökünde sıcak sıcak duydu yağmuru

4

atan bir damar gibi akıyor nehir
acı yemişleri dikenli dallarıyla duruyor ağaç
duruyor kıraç yabani
güneşte bir şarkı gibi parladı balta
kesildi ağacın gövdesi orta yerinden
ihtiyardı esmerdi ıslaktı makta
kanayacaktı da âdeta
aşı bıçağıyla açıldı yarık
sokuldu ucu kalemin
bu kesik
bu yabani gövdede müjdesi vardı artık
dikensiz dalları
ince kabuklu tatlı yemişleri
geniş yapraklarıyla gelecek olan
yepyeni bir âlemin.
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #25
YazarMesaj
alper1071
 MüdavimMüdavim


[Üye Notları]

Kayıt: 13.11.2006
Üye No: 52
Mesaj: 2368
Konu: 48
Şehir: Girne


 
Tarih: Pzr Arl 31, 2006 2:52 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

HAPİSTE YATACAK OLANA BAZI ÖĞÜTLER

Dünyadan memleketinden insandan
umudun kesik değil diye
ipe çekilmeyip de
atılırsan içeriye
yatarsan on yıl on beş yıl
daha da yatacağından başka
sallansaydım ipin ucunda
bir bayrak gibi keşke
demeyeceksin
yaşamakta ayak direyeceksin.

Belki bahtiyarlık değildir artık
boynunun borcudur fakat
düşmana inat
bir gün fazla yaşamak.

İçerde bir tarafınla yapyalnız kalabilirsin
kuyunun dibindeki taş gibi
fakat öbür tarafın
öylesine karışmalı ki dünyanın kalabalığına
sen ürpermelisin içerde
dışarda kırk günlük yerde yaprak kıpırdasa.

İçerde mektup beklemek
yanık türküler söylemek bir de
bir de gözünü tavana dikip sabahlamak
tatlıdır ama tehlikelidir.

Tıraştan tıraşa yüzüne bak
unut yaşını
koru kendini bitten
bir de bahar akşamlarından.

Bir de ekmeği
son lokmasına dek yemeyi
bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.

Bir de kim bilir
sevdiğin kadın seni sevmez olur
ufak iş deme
yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir
içerdeki adama.

İçerde gülü bahçeyi düşünmek fena
dağları deryaları düşünmek iyi
durup dinlenmeden okumayı yazmayı
bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana
bir de ayna dökmeyi.

Yani içerde on yıl on beş yıl
daha da fazlası hattâ
geçirilmez değil
geçirilir
kararmasın yeter ki
sol memenin altındaki cevahir.
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #26
YazarMesaj
alper1071
 MüdavimMüdavim


[Üye Notları]

Kayıt: 13.11.2006
Üye No: 52
Mesaj: 2368
Konu: 48
Şehir: Girne


 
Tarih: Pzr Arl 31, 2006 2:54 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

ELLERİNİZE VE YALANA DAİR

Bütün taşlar gibi vekarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.

Arılar gibi hünerli, hafif,
sütlü memeler gibi yüklü,
tabiat gibi cesur
ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizliyen elleriniz.

Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.

Ve insanlar, ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki açsınız,
etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız.
Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.

İnsanlar, ah, benim insanlarım,
hele Asya'dakiler, Afrika'dakiler,
Yakın Doğu, Orta Doğu, Pasifik adaları
ve benim memleketlilerim,
yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
Avrupalım, Amerikalım benim,
uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandırılır,
kolay atlatılırsın...


İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
söz yalan söylüyorsa,
renk yalan söylüyorsa,
ses yalan söylüyorsa,
ellerinizden geçinen
ve ellerinizden başka her şey
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgân saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #27
YazarMesaj
alper1071
 MüdavimMüdavim


[Üye Notları]

Kayıt: 13.11.2006
Üye No: 52
Mesaj: 2368
Konu: 48
Şehir: Girne


 
Tarih: Pzr Arl 31, 2006 2:54 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

JAPON BALIKÇISI

Denizde bir bulutun öldürdüğü
Japon balıkçısı genç bir adamdı.
Dostlarından dinledim bu türküyü
Pasifik'te sapsarı bir akşamdı.

Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.

Balık tuttuk yiyen ölür,
birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Balık tuttuk yiyen ölür.

Elimize değen ölür.
Tuzla, güneşle yıkanan
bu vefalı, bu çalışkan
elimize değen ölür.
Birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Elimize değen ölür...

Badem gözlüm beni unut.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.
Üstümüzden geçti bulut.

Badem gözlüm beni unut.
Boynuma sarılma, gülüm,
benden sana geçer ölüm.
Badem gözlüm beni unut.

Bu gemi bir kara tabut.
Badem gözlüm beni unut.
Çürük yumurtadan çürük,
benden yapacağın çocuk.
Bu gemi bir kara tabut.
Bu deniz bir ölü deniz.
İnsanlar ey, nerdesiniz?
Nerdesiniz?
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #28
YazarMesaj
alper1071
 MüdavimMüdavim


[Üye Notları]

Kayıt: 13.11.2006
Üye No: 52
Mesaj: 2368
Konu: 48
Şehir: Girne


 
Tarih: Pzr Arl 31, 2006 2:55 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

KIZÇOCUĞU

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #29
YazarMesaj
alper1071
 MüdavimMüdavim


[Üye Notları]

Kayıt: 13.11.2006
Üye No: 52
Mesaj: 2368
Konu: 48
Şehir: Girne


 
Tarih: Pzr Arl 31, 2006 2:55 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

SOFRA

Şu Varna deli etti beni,
divâne etti.
Sofrada domates, yeşil biber, kalkan tavası,
radyoda "Ha uşaklar!" Karadeniz havası,
rakı kadehte aslan sütü, anason,
uy anason kokusu!
Ahbapça, kardeşçe konuşulan dilim...
A be islâh be, islâh be hâlim...
Şu Varna deli etti beni
divâne etti...
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #30
YazarMesaj
alper1071
 MüdavimMüdavim


[Üye Notları]

Kayıt: 13.11.2006
Üye No: 52
Mesaj: 2368
Konu: 48
Şehir: Girne


 
Tarih: Pzr Arl 31, 2006 2:56 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

CEVİZ AĞACI

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Başa dön Çevrimdışı
İletileri göster:   
3. sayfa (Toplam 5 sayfa) [Toplam 42 mesaj] | Sayfa: «12345»


Benzer Başlıklar
Konu Yazar Forum Cevap Son İleti
Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz Necip Fazıl Kısakürek - Eserleri niyo Necip Fazıl Kısakürek 10 Cmt Şub 10, 2007 2:16 pm
niyo Son gönderilen iletiler
Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz ''K'' Harfi İle Başlayan Eserleri
Yılmaz Erdoğan
Kinyas Yılmaz Erdoğan 4 Cmt Arl 15, 2007 2:46 pm
Sch` Son gönderilen iletiler
Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz ''O-Ö'' Harfi İle Başlayan Eserleri
Yılmaz Erdoğan
Kinyas Yılmaz Erdoğan 4 Pts Şub 11, 2008 4:33 am
Sch` Son gönderilen iletiler
Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz ''A'' Harfi İle Başlayan Eserleri
Yılmaz Erdoğan
Kinyas Yılmaz Erdoğan 8 Pts Şub 11, 2008 4:18 am
Sch` Son gönderilen iletiler
Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz ''S'' Harfi İle Başlayan Eserleri
Yılmaz Erdoğan
Kinyas Yılmaz Erdoğan 7 Pts Şub 11, 2008 4:40 am
Sch` Son gönderilen iletiler

Pano » Melankoli Özel Bölüm » Yazarlar / Şairler » Nazım Hikmet Ran

Aranacak kelime:
Forum Seçin: