|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 3 mesaj] |
|
|
|
|
|
Yazar Tk.
|
Tarih: Per Oca 24, 2008 9:52 am | Açıklama: Ahlak ve Varlık Perspektifli Yasalar |
Dünyanın okunabilmesi ancak parçalı yazıyla mümkündür. Dünya çoğulluktur ve çoğulluk da, elbet parçalı yazıyla okunabilir. Dünyanın yorumlanması gerekir, yorum ise çoğuldur.
Bilgi için bilgi, ahlakın kurduğu son kapan: İnsan bir kez daha tümüyle bu kapana kısılıyor.
Bütün gerçekler basittir, Yoksa iki basit bir yalan değil mi?-
İnsanın karakteri varsa, tekrar tekrar olup biten tipik bir yaşantıya sahiptir.
Yüksek insanı yüksek insan yapan, yüksek duygularının şiddeti değil de süresidir.
Deha sahibi insan, en azından iki şeye daha sahip değilse, hiç çekilmez.
Dünyayla barışık olmak ve saflık.
İnsanın olgunluğu: Oyunda sahip olduğu ciddiyeti yeniden keşfetmek demektir.
İnsan vicdanını terbiye ettiğinde, vicdan bizi ısırırken, öper.
Nasıl mı? İnsan salt bir yanılsaması mıdır Tanrının? Yoksa Tanrı mı salt bir yanılsamasıdır insanın?
İstencini nesnenin içine yerleştirmeyi bilmeyen, en azından bir anlam sokuşturur araya! Bu da onun daha önceden nesnede bir istenç bulunduğuna inanması demektir
Güvenim yok tüm sistemcilere, bundandır onlardan ayrı bir yol tutuşum. Sistem istenci doğrulukta eksikliktir.
Ancak yerleşik olanı düşünebilir ve onun üzerine yazabiliriz.
Gerçek misin? Ya da bir oyuncu? Bir yansıtıcı mı? Yoksa kendimi yansıtılanın?
Açıkçası sen düpedüz öykünen düzmece bir oyuncusun.
Birlikte gitmek mi istersin? Önde gitmek mi yoksa? Ya da kendi başına yürümek mi?.. İnsan ne istediğini, ne yapmayı düşündüğünü, bir de ne olduğunu bilmeli.
Aşmam gereken basamaklar var benim geçmeliydim hepsinden öteye. Oysa onlar, benim üstlerinde dinlenmek istediğimi sanmaktalar...
Mutluluğumun biçimi: Ya bir , ya hiç, dümdüz bir çizgi. Bir erek.
Felsefe yapmak isteyen için ve felsefi biçimi şamatacı tinsellikle açıklamak yersizdir. Onun ve bu bölümün işleyiş ilkeleri yakında burda canlanacaktır.
İnsan felsefeyi yaşantıdan çıkararak "bilmeli"dir. Ya da "bilemem" gururunu taşımalıdır ve yaklaşmamalıdır.
Kendinin derin olduğunu bilen kimse aydınlığa yönelir; kalabalığa derin görünmek isteyen kimse ise karanlığa yönelir. Kalabalık, dibini görmediği her şeyi derin sanır çünkü: Öyle korkaktır ve suya da öyle istemeyerek atılır ki.
Başınıza geleni hiç bilmiyorsunuz, yaşam yolunda sarhoşlar gibi ilerliyorsunuz, zaman zaman da bir merdivenden aşağıya yuvarlanıyorsunuz. Fakat sarhoşluğunuz sayesinde başınız yarılmıyor: Kaslarınız çok yorgun, kafanız çok dumanlı olduğundan o basamakların taşlarını bizim bulduğumuz kadar sert bulmuyorsunuz! Bizim için yaşam daha büyük bir tehlike: Topraktanız biz;... Birbirimize çarptığımız gün vay hâlimize! Düşersek her şeyin sonu demektir bu!
Belirli bir dereceye dek akıl özgürlüğüne ulaşan kimse, yer yüzünde kendini bir yolcu gibi hissetmez, böyle bir amaç yoktur çünkü. Fakat o, dünyada tüm olup bitenleri görmek, bunun için de gözlerini açık tutmak ister. Onun için gönlünü fazlaca sıkı bağlamamalıdır, benliğinde gezip dolaşan bir şey, değişkenlikten ve geçicilikten hoşlanan bir şey bulunmalıdır.
Tanrı olgusunu çürütmek, aslında yalnızca soyut Tanrı'yı çürütmektir.
İnsanın varoluşundan hiç kimse sorumlu değildir. İnsanın şu ya da bu şekilde olmasından, onun şu ya da bu koşullarda bulunmasından hiç kimse sorumlu değildir. İnsanı yolundan saptırıp belirsiz bir amaca doğru yönlendirmek saçmalıktır. Amaç düşüncesini biz uydurduk. Aslında amaç diye bir şey yoktur.
İnsan diledigi kadar bilgisiyle şişinip dursun, diledigi kadar nesnel görünsün, boşuna! Sonunda her zaman ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir.
Açıkça büyük amaçlar tasarlayan ve daha sonra bu amaçlar için oldukça yetersiz olduğunu gizlice kavrayıveren kimse, çoğu zaman bu amaçlardan vazgeçecek kadar da güçlü de değildir. İste o zaman ikiyüzlülük kaçınılmazdır.
Eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. Eylem, ağaçtan ham meyveleri toplamak isterken, vicdan onları gereğinden çok olgunlaşmaya bırakır, ta ki yere dökülüp ezilinceye kadar.
Kötü belleğin iyi tarafı, ayni şeylerden bir çok kez, ilk kez gibi yararlanmaktır.
Böylece, yeni bir felsefe kavrayışına ulaşılmaktadır. Öyle ki, tüm sistemin en üst ve gözden kaçmış varsayımlarına yükselecek ve aynı zamanda, insan varoluşunun, tarihselliğinin (dünyada olma) çeşitli boyutlarındaki zamansal yapısının hiç yapılmamış görüngübilimsel bir çözümlemesi gerçekleşecektir. Bundan çıkan sonuçsa, insan varoluşunun kendi özgürlügüyle hakikatin deneyimine ve kaçınılmaz bir sorumluluğa yönelmiş olduğudur.
Martin Heiddegger |
|
_________________ Başımız Dimdik Yürüyoruz Çünkü Boğazımıza Dek Bok İçindeyiz!
En son Sch` tarafından 19 Şub 2008 04:16 pm tarihinde değiştirildi. ( Toplam 1 defa değiştirildi. )
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 3 mesaj] |
|
|
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|