| |
|
|
1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 4 mesaj] |
|
|
|
|
|
|
|
Tarih: Per Haz 26, 2008 3:52 pm | Açıklama: İnanç Çakıroğlu |
« Arka Kapaktan » demiş ki: 'Gölge Avcılarını nasıl bulabilirim?'
'Bulamazsın, ancak onlar seni bulurlar. Belki amatör bir edebiyat dergisine yazacağın yazıdan, belki doktora tezindeki gizli anlamlardan, belki de bir lokantada yemeğini beklerken okuduğun kitaptan seni tanıyarak sana ulaşmaya karar verirler. Ya da kimi zaman yaptıkları gibi, sen fark etmeden bir Gölge Avcısı olarak kullanırlar seni...'
" Gölge Avcıları Kulübü, Ortaçağ'ın ezoterik örgütlerinden Osmanlı'nın Batıni tarikatlarına uzanan iç içe geçmiş zaman ve mekan örgüsünde, üç yüzyıl öncesinin İstanbulu ile günümüz İstanbulu'nu anlatır. Elyazması metinlerden bugüne sizin bu masalsı dünyada bütün isimler, rakamlar, rastlantılar ve hatta bütün harflerin bir anlamı vardır. Artık her gölgeden kuşkulanmaya başlayan Melih'in cevabını merak ettiği tek bir soru vardır: "Yoksa yaşam dediğimiz şey aslında bir gölgeden mi ibaret?"
« Yazar, Gölge Avcıları Kulübü için: » demiş ki: Yağmurlu bir gecede, yakanızdan paçanızdan sular sızarken koşar adım karanlık bir sokakta yol almaya calışırken arkanızda gördüğünüzü sandığınız gölgeyi gerçekten görmüş olabilirsiniz ve daha da kötüsü o gölge gerçekten de sizi takip ediyor olabilir.
Herşeyi apaçık ilan ederek gizliyor olabilirler, karanlıkta değil, ışıkta saklanıyor olabilirler...
Ne için kurulduğu belki de üyeleri tarafından bile tam anlaşılamamış ezoterik bir topluluğun hayat içindeki izlerini ve izlerin çevresinde oluşan esrarın anlamını ortaya çıkarmaya çalışan insanların yapılandırmasını sözkonusu ezoterik topluluğa dayandırarak oluşturduğu gizli kulübe gölge avcıları kulubü deniyor.
Peşlerine düşüldüğünü biliyorlar...
Bir rivayet der ki, aslında gölgeciler de gölge avcıları da aynı örgütün birer parçasıymış ama bunun farkında bile değillermiş.
Bir başka rivayet ise ortada ne bir sır ne de onu gizleyen bir hayat olduğunu söyler.
Zaten hep aynı zamanın içinde değil miyiz ve apaçık görünenden daha gizli olan ne var ki yalan hayatımızda?
**İnanç Çakıroğlu, tüm bunlardan, 'raini' mahlası ile (aynı zamanda kitabındaki bir karakterin ismidir) şu adreste bahsetmiştir
« dilfigar » demiş ki:
Kitabı henüz yeni okumaya başlamakla birlikte, uzun süre kütüphanemde okunmak için doğru zamanı bekleyen kara kaplı bu kitap, beni etkileyen arka kapak yazısının yanında, ilk sayfalarda İbni Duha'dan yaptığı;
"Kasvetine bakıp kelimeleri terk edecek okurdan hemen kurtulmak için böylesine kederli satırlarla dokudum ilk nefesleri. Geriye kalanlar, onların gerisindeki mucizelere tanık olmayı hak etsinler diye."
alıntısı ile beni bu büyülü dünyaya itmiş; yazarın ilk romanının ölümünden sonra yayınlanmasını istemesi, bu ikinci kitabına merakımı daha da artırmıştır.
Kitapla tanışma kısmına gelince;
her zaman alışveriş yaptığım kitapçıda, pek de ilgi görmeyen raflar arasında gezinirken gözüme çarpması, elime alıp arkasını okumam ve kitabın biraz yıpranmış olması nedeniyle yenisini sipariş etmem, akabinde kitabın basımının durduğunu öğrenmem, diğer kitapçılarda yana yakıla kitabı aramam ve son çare olarak yıpranmış o kitabı satın almam... O günlerde beni takip eden GöLgE'ler dikkatimi çekmedi hiç, belki de ben farkında değildim... Şu günlerde ise sıklıkla takip edildiğim hissine kapılmam kitapla ilişkili mi bilemiyorum ama daha kitabın başlarındayken beni bu denli etkilemiş olması... bitirdiğimde nasıl bir etki yaratır düşünemiyorum...
En iyisi kitabı okumaya devam edeyim. Bakalım kitap hangi sırlarla beni cezbetmeye devam edecek....
|
|
_________________
İşte böyle bir yol...
Bu sefer ay da yok...
Geri dönüş de yok...
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
Tarih: Cum Haz 27, 2008 6:56 pm | Açıklama: |
"...Herkes bir yerinden bırakırsa, ne kadar çözüme kavuşabilir ki tüm yanlışlar? Bu yüzden vazgeçtim bırakmaktan..."
G.A.K |
|
_________________
İşte böyle bir yol...
Bu sefer ay da yok...
Geri dönüş de yok...
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
Tarih: Sal Tem 29, 2008 2:25 pm | Açıklama: |
« sy 308 » demiş ki: “…İnsan ancak gerçeği kavradığında hayata başlardı, öncesi derin bir sis perdesinin altında şekillerin kendilerini değil GöLgElerini seçmekten ibaretti…”
« sy 353 » demiş ki: “Bir sırrı en iyi bir başka sırrın gölgesinde gizleyebilirsin…İnsanlara bulanık bir suyun içinde, bir başka esrar kulpunun ucunu gösterir ve onunla oyalanmalarını sağlarsın, gerçek sır ise o esrar kulpuna bakan insanın ayaklarının bastığı yerdedir, kim bilir?...”
« sy 210 » demiş ki: “Eğer fikir hakikati işaret ediyorsa, bir kez telaffuz edildiğinde verimli toprağa saplanan çubuk gibi yeşerecek ve kendi tohumlarını yayacaktır dünyaya…” |
|
_________________
İşte böyle bir yol...
Bu sefer ay da yok...
Geri dönüş de yok...
|
|
|
 |
|
|
|
1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 4 mesaj] |
|
|
|
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
|
|