|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 3 mesaj] |
|
|
|
|
|
vive l'Amour
|
Tarih: Per Oca 31, 2008 2:11 pm | Açıklama: Ece Temelkuran |
Avuç içine saklanacak kadar küçük olsa aşk...
Keşke, saklayıp heryere götürebilsen. "Gönülçelen" hiçbir şey kalmasın üzerinde.
Bırak onu, bırak kendi evinde.
Kimse kimsede o kadar yol alamaz.
Sakın bilmediğini söyleme, bilmezden gelme:
Biri en fazla magmasını geçer diğerinin. Sıra çekirdeğe
gelince...
Her aşk, çamur gibi bir eriyiğe dönüşür; yol, insanın çekirdeğine varınca.
Yazar: Ece Temelkuran
Yayınevi: Everest Yayınları
| | Yolunu arayacak bir yolculuksa çıkılacak olan, heybeni doldurmak değildir yapacağın. Olabildiğince boşalt heybeni:
Beni.
Sende ne çok şey var şimdi. O yüzden gelemiyorsun belki. Tıklım tıklımsın sen; ellerin ana baba günü. Bırak, sıkı sıkı tutmadığında seni bırakıverecek sesleri. Kurduğun bütün o uzun cümleleri yırtıp yırtıp doldur, burada kalacakların debelenecekleri döşeklere. Saman cümlelerle dolu döşeklerin emniyetli kucağına ihtiyacı var kalıcı olanların. Çok kullanılmış cümlelerin güvenliğine ihtiyacı var bu dünyaya yatıya gelenlerin.
Sen bu dünyaya yatıya gelmedin.
Gelseydin bu oyuncak yaygaralarda,
bu dar odalarda küçük bir hükümdarlığa kanaat eder, rahat ederdin.
Sen, rahat değilsin.
Bütün bu bilmeleri,arsız yağmacılar için bırak geride. Baksana, keyifleniyorlar, rahat ediyorlar bilince. Bildiklerinden bahsedince mühim şeyler oluyor sanıyorlar yeryüzünde.
Karanlık köşelerde bilgi biriktiriyorlar, düzenli, disiplinli bir sinsilikle; hava aydınlandığında kullanmak üzere. Bırak bilmelerini bu evde, bulunca keyiflensinler diye.
...
Tarif edilmiş her şey, tariflere muhtaç bu dünyada kalacak.
Onların ihtiyacı var buna. Biri bir diğerine karışmıyor böylece. Hem kolaylaşıyor işleri hem de vakit geçiriyorlar işte. Bırak tarif edilmiş kendini burada.
Tarif edilmiş kendin en büyük yükündür senin. Ya da kendin sandığın ne varsa...
Şimdi sen bir yolculuk insanısın. Yol olmak üzeresin.
Yolculuk için gerçekten hafiflemelisin.
Yol olmak için hiç kimse olana dek eksilmelisin.
Eksilerek çoğalacağını iyice bilmelisin. | |
| | Sen buralı değilsin
arkana bakma, taş olursun!
sen olduğun yerde dur,
nasılsa şehirde bir yolunu bulursun
nasılsa olursun, nasılsa durursun
Bir gün masada sen yokken
akıllarına geleceksin
seni arayacaklar...
sanıyorsun, değil mi?
Arkana bakma. taş olursun!
konuşma onlarla...
lâl...
onlardan olursun
Kimse konuşmuyor dün geceden
bak, yok senden başka olup bitenin üstüne düşen
onlar susuyorlar kuralı bildikleri için
tekrar ediyorlar içlerinden
arkana bakma. taş olursun.
kural bu. Tabi ki yorulursun!" | |
|
|
_________________ “...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
|
|
|
 |
|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 3 mesaj] |
|
|
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|