|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 mesaj] |
|
|
|
|
|
bohem
|
Tarih: Sal Şub 20, 2007 1:55 am | Açıklama: Tyrannos |
Merkezi, Londra’da bulunan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün hazırladığı, 2007 yılını kapsayan Askeri Dengeler raporunda: Türkiye’de halen etkili olan, PKK terör örgütüyle ilgili ayrıntılı bilgiler veriliyor. Uzaktan kumandalı, model uçaklarla saldırılar planlandığı, önemli istihbarat olarak bu raporda belirtiliyor. İlginç, düşündürücü: Söz konusu model uçakların, İsrail yapımı olduğu ve 10 kilometreden daha uzak mesafelerden bile kontrol edilebildiği bilgisi veriliyor. Raporda: Örgütün, sürekli silah yenilemekte olduğu uyarısı yapılıyor.
Bu anlatımlardan anlayabilirsiniz ki, problemin çözümü uzatılıyor. Kaç yıl daha uzatılacağını, mevcut İngiltere ve ABD yönetiminin arkasında bulunanlara sormak gerekiyor ama onlara ulaşmak olanaksız. Mars gezegenine gitmeye benziyor. Geriye sağlam dönemeyebilirsiniz.
Hangi ülkenin, hangi ülkeye karşı nasıl bir tavır alacağı, hangi ülkeler arasında kalıcı bir düşmanlığın başlatılacağı gibi karanlık planlar, belirli tarihlerde yapılan basına kapalı toplantılarda, organize ediliyor. Öteden beri, Avrupa’daki büyük mason localarında çok gizli kararlar alınıyor. Masaya yatırılan bir ülkenin iç organları ve misyon sorumluları, gelecek için, inceleniyor. Sahneden silinecekler, müzeden çıkarılacaklar görüşülüyor.
Emperyalizm kudurdu diyebiliriz. Ulus devletlerce önünün tıkandığını düşünüyor. İç çökertme yöntemleriyle yoksul halkları eziyor, birbirlerine kırdırıyor. Hedef seçtiği devletlerin en hassas kurumlarına saldırıyor ( din, ordu, yargı ).
Yaşamımıza yerleşen yanlış bilgilerin ve dış uyaranların nereden geldiklerine dair açıklamalarla tatmin olmuyoruz. Fakat bu bilgiler, güçlenerek etkilerini sürdürebiliyorlar. Acı olan: Eğitimi zayıf insanların, çürümüş fikirlere inanmaları. Üzerinde düşünüp özgürce karar aldıklarından mı, yoksa girdikleri atmosferde yakalandıkları akımın etkisinde kalarak boyun eğmelerinden mi ( psikoloji penceresinden incelenebilir ) ?
Televizyondaki bir haber nedeniyle, yaptığım işi yarım bıraktığım, iştahla yediğim yemeğin boğazıma takıldığı, gözlerimin dolduğu, sinirlerimin bozulduğu çok oluyor. Bazı haberlerin dünyaya dağıtımını doğru bulmuyorum. Ekonomik problemler, ruh hastalarının işlediği suçlar, bu kadar açık sunulmamalı. Ayrıca, batı ülkelerinin televizyonlarına baktığımızda: Hükümet ya da parti temsilcileri, her gece ekranda konuşmuyorlar, konuşmazlar. Devletin yüksek makamında oturanların konuşmaları, kısa, düzeyli geçer.
Bizdeki tekelleşmiş medya: Toplumun; neyi, nasıl düşünmesi, istemesi ya da reddetmesi yönündeki çalışmalarında çok başarılı. Çünkü bir başlık, bir fotoğraf, çok şey demek. İnsanların sakin dünyalarını bir anda alt üst edebilecek kadar sarsıntı demek. Böylelikle güçlü zeminler kuruluyor ve saf düşünceler boğularak, bir kalıba sokuluyor. Onurlu, yurtsever aydınların, kalıba sığmayan düşünceleri; küçümseniyor, karalanıyor.
Irak Devlet Eski Başkanı ile ilgili yorumlar ne kadar belirgindi. Günlerce, elinde tüfekle havaya ateş ederken çekilen görüntüler verildi. Saddam: Purosu, fötr şapkasıyla, tehdit eden, gösterişli bir kovboy gibiydi. Unutmuş olamayız, üzerinden çok geçmedi çünkü. Komşumuzu aşağılayan, çöplüğe çeviren gelişmiş ülkeler, aslında insanlığın kaderiyle oynadılar.
Küresel ısınma felaketi kapıdaymış. Yıllardan beri füze denemelerini biz mi yaptık, yerküreyi biz mi ısıttık ? Barışçı, demokrat görünümlü canavarların işleri. Nolderun şöyle diyor: Hiç bir şey insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz.
Gençlerimiz, teknoloji araçlarından yağan negatif yağmurları sünger gibi emiyorlar. Saf zihinlerine giren tehlikeli duygular, olası bir saldırı nedeni aslında.
Yoğun düşüncelerin meydana getirdiği formlar, şuur alanında yaşam buluyor. Beslenmeye devam ederse, güçleniyor, netlik kazanıyor ve bir basınç oluşturuyor. Karakter, vicdan gibi değerlerde eksiklik varsa, bu basınç, şiddeti zorunlu kılıyor ( elektriğin boşalması ). Çıkarlarının zedelendiğini, zenginliklerini kaybedeceğini düşünen insanlara ya da topluluklara göre saldırı: Normal bir tepki. Düşünceler, hangi aktif noktadan besleniyorsa, dayatma altındaki insanlar, o sıcak akımın oyuncuları oluyorlar.
Basit, günlük tüketim programlarımıza, kendi varlığımızı kendi ellerimizle çivilersek; doğadaki yerimizi hissedemeyiz. İnsan gibi yaşamak, insan gibi ölmek için, kendimizi iyi tanımak, bizi kurban edebilecek duyguları keşfedip sorgulamak zorundayız.
Her geçen gün, tahrik edici, denge bozucu, öfkeyi harekete geçirici titreşimler çoğalıyor. Gerilim, stres bizi bitkin düşürüyor. Gereksiz hastalıkları çağırıyoruz. Hızla geliyorlar, ruhumuzu tartaklayıp gidiyorlar. Sağlıklı yaşamanın keyfini bırakıp başka ölçülere göre yaşadığımız için sıkıntılarımız hiç azalmıyor …
Copyright - TYRANNOS Edebi Ürünler - 12 Şubat 2007 . Saat: 02.15 |
|
_________________ Dionisos...
En muhteşem eser
dolu dolu yaşamdır.
|
|
|
 |
|
|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 mesaj] |
|
|
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|