|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 3 mesaj] |
|
|
|
|
|
vive l'Amour
|
Tarih: Pts Şub 26, 2007 4:22 pm | Açıklama: Can Dündar |
Sıkı Bir Duş Lazım Şimdi...
Ortaçağda veba ortalığı kırıp geçirirken, cüzzamdan deriler zar gibi soyulup dökülürken Avrupa'da insanlar bunu sudan bilirmiş.
"Su, derinin gözeneklerini açarak vücuda sızar, mikroplara yol açar"mış; öyle zannederlermiş.
Bu yanlış inanç yüzünden, insanlar temizlikten korkar hale gelmiş.
"İçime su girer" kaygısıyla, hamama, banyoya gitmez olmuşlar.
Temizlenmedikçe salgın büyümüş, ölümler kitleselleşmiş.
Şifa arayacaklarına devayla savaşmışlar.
Banyolar yasaklanmış. Hamamlar kapatılmış.
Pislik yayılmış. Veba hepten kök salmış.
* * *
Georges Vigarello, ortaçağdan günümüze vücut bakımının tarihini anlattığı kitabında ("Temiz ve Kirli", Kabalcı, 1996) "İnsanlar korkularının üzerine kapandılar" diye yazar.
Dışlanan vebalılar dünyayla bağını kesip içe kapanmış; hastalığı, ölümü kader sayarak, giderek yüceltip alkışlayarak ölmüş, öldürmüşler.
Bu akılsızlığı görüp salgından kaçmaya çalışanlar, hem vebalı köylülerce, hem kaçtıkları köylerin ahalilerince taşlanmış.
Suyun nimeti anlaşılana kadar veba, milyonlarca can almış.
* * *
Yıkanmanın, belanın nedeni değil çaresi olduğu, ancak 19. yüzyılda anlaşılmış.
İnsan aklı, temizliğin sağaltıcı etkisini kavramış.
Düşünceyle birlikte serbest bırakılmış su...
Banyolar açılmış. Yollar, evler, vücutlar yıkanmış.
Pisliğin, hastalığın kökü kazınmış.
* * *
Ortaçağın vebalı Batı kasabaları gibi, hastalıklı bir halimiz var bugün...
Okulda, sokakta, cezaevinde, karakolda cüzzam yemiş deriler gibi zar zar dökülüyor sistem...
Hastalar dolaşıyor ortalıkta...
Hastalıktan medet umanlar...
Mikrop yayıp hastalığı kışkırtanlar...
Devayı hastalığın kaynağı sananlar...
Mikrop korkusuyla sipere yatanlar...
Mikrop yerine hekimlerle uğraşanlar...
Zirvedeki kanlı tepişmede at izi it izine karışıyor.
Belalı nisan yaklaştıkça, tuzakların, ihbarların, yalanların, tetikçilerin, tehditçilerin derin kokusu yayılıyor havaya...
Kesif bir çürük kokusu...
* * *
Kavga, mikropla suyun kavgasıdır.
Temizle pisin... Akıllıyla cahilin... İnsafla kinin...
Biz, pisliği suda boğacağımıza, suyu pisletegeldik bunca zaman...
Temizliği lanetledik.
"Arınmalıyız" diyeni taşa tuttuk, vurduk, yok ettik.
Banyoları kilitledik.
Kirlendik; alabildiğine kirlendik.
Kapandık korkularımızın üzerine; vicdan sahiplerinin ürkek güvercinler gibi tedirgin gezdiği, sindirildiği bir toplum haline geldik.
Malumu ilan, şom ağızlılık sayılmaz:
Sindikçe arkası gelecek bunun; hastalık yayılacak, yeni canlar alacak. Kasabamız hepten dünyayla bağını koparacak.
Su kesildikçe mikroplar azacak, veba kazanacak.
Biz kaybedeceğiz.
* * *
Şimdi sıkı bir duş lazım bize...
Veba hücrelerimize kadar yayılmadan, bünyemizi toptan teslim almadan onunla hesaplaşmalı, hesaplaşanlara sahip çıkmalı, bu maraza deva bulmalıyız.
Baştan aşağı kaynar sular dökünmeli, derimizi kanatırcasına keseleyip temizlenmeliyiz.
Keselendikçe hastalıklı hücreler dökülüp atılır vücuttan, kara kir topakları gibi...
Berraklığın zemzemi, sokaklara, vücutlara, vicdanlara doğru çağlar.
Ancak o zaman arınır, yenileniriz.
Mikrobu ancak o zaman yenebiliriz. |
|
_________________ “...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
|
|
|
| Düzelten: Sch`; Per May 17, 2007 3:16 pm » Düzenlendi |
|
|
 |
|
|
|
|
Cerrahpaşalı
|
Tarih: Sal Şub 27, 2007 12:34 am | Açıklama: Sevgiler |
Sevgiler
Üniversite yillarimiz... Biz iki erkek arkadasiz.Onlar da iki kiz.
Öyle tanistik SBF'nin kantininde...
Birlikte çikiyoruz...O yillarda çikma ne demek... Sinemaya falan
birlikte gidiyoruz öglenden sonralari.
Aksam üzerleri de o zamanlarda çok ünlü Filiz Pastanesinde bulusup
çay falan içiyoruz.
Gözlerden gözlere, zaman zaman birlesen ellerde bir flört var,
hepsi o...
Çok sevdigim bir siir vardi, aklimda kaldigi kadariyla, söyleydi
sanki, o yillardaki asklarimizi anlatan...
Bir sey var aramizda.
Senin gözlerinden belli,
Benim yanan yüzümden.
Susuyoruz, arada bir,
Gülüserek basliyoruz söze.
Ne kadar gizlesek nafile,
Bir sey var aramizda,
Senin gözlerinde isildiyor,
Benim dilimin ucunda...
Söyleyemiyoruz
"Seni Seviyorum" diye...
Ama öyle seyler yapiyoruz ki, her sey ayan beyan...
Ne mi yapiyoruz mesela...
Biz üçümüz, Mülkiyeliyiz. "Aramizda bir seyler olan" Orta Dogulu...
Birgün ögleye dogru, üç Mülkiyeli, Kizilay'da rastlastik...
Sinemaya gitmek üzere sözlesiyoruz. Uzaktan bizim Orta Dogulu çikti
meydana. Hayrola" dedi.
Ögleden sonra sinemaya gidiyoruz, haydi sen de gel" dedim.
"Çok mu istiyorsun" dedi. "Evet" dedim.
"Biletleri alin beni bekleyin. Senin için gelirim" dedi, kostu
gitti.
Sinema ikide... İkiye çeyrek kala bulustuk. Üç Mülkiyeli. Orta
Dogulu görünürde yok...
Bizim kiz "Hadi girelim" dedi. "O laf olsun diye'Gelirim' dedi.
Gelemez.
Ögleden sonra final sinavi var. Nasil gelir ki!..."
Biletlerin ikisini onlara uzattim...
"Gelecek" dedim. "Siz girin, ben beklerim".
Saat iki buçugu geçiyordu, sinemanan önünde bir taksi durdu. Içinde
nefes nefese Orta Dogulu indi...
"Kusura bakma geç kaldim" dedi...
"Ögleden sonra final sinavim vardi. Bu sinava raporsuz girmezsek
dönem hakkim yanar.
Bu yüzden girdim. Kagidin altina hemen bombos imzalayip verdim.
Firladim, taksiye kosarken ayagim burkuldu, topugum kirildi.
Yurda gidip ayakkabimi degistirmek zorunda kaldim. Bu yüzden
geciktim."
Sonra kulagima egildi.
"Ama ne kadar geç kalirsam kalayim, kapida beni bekleyecegini
biliyordum" dedi.
"Ben de gelecegini biliyordum" dedim, elini elimin içinde
sikarken...
Sevginin en yüce yanidir, inanmak... Ama ben baska sey anlatmak
istiyorum,bugün...
İnsanlari ne kadar seviyoruz. Onlara ne kadar deger veriyoruz. Bunun
bir tek sasmaz ölçegi var.
Günlük hayatimizdaki önceliklerdeki yeri?
"Hadi sende gel" dedigimde "Sinavim var, gelemem" diyebilirdi Orta
Dogulu...Kimse de bir sey
diyemezdi. Öyle demedi... Senin için her seyi yaparim" dedi...
Benimle herhangi bir gün,herhangi bir
saatte gidebilecegi o sinemaya, sirf ben o gün istiyorum diye, o gün
gidebilmek için, sinavdan "Sifir" almaya razi oldu.
Simdi bir de herkesin günlük yasantisinda her zaman rastlanan baska
örneklere bakin...
-"Sevgilim, sana tapiyorum. Bugün bulusmayi çok isterdim ama,randevu
almistim.",
-"Alo, darling. Bu gece seninle bulusacaktik ya. Bir kiz arkadasim
boy frendi ile bozusmus. Onu teselli etmem gerek. Beni affet!",
-"Hayatim sen bir tanesin. Ama yarin bulusamayiz.Galatasaray'in
maçi var."
Listeyi sabaha kadar uzatabilirsiniz. Simdi bir düsünün. Hem size
ileri sürülen özürlere. Hem sizin ileri
sürdüklerinize.
Kimi, neleri tercih ediyorsunuz, kimlere... Ve siz nelere tercih
ediliyorsunuz?
Eger, sizin için arkadaşından, maçtan, sizi davet eden yada size
gelen herhangi bir arkadastan sonra geliyorsa, sakin ola, onu
sevdiginizi falan düsünmeye kalkmayin.
İnsanlar bazen kendilerini de kandirir, sevdiklerine. Ya da
süpheye düserler,
-"Ona karsi duygularim, çok karisik... Seviyor muyum acaba" diye...
Sevginin ve degerin en yanilmaz ölçegi, tercihtir, önceliktir.
-"Hadi sinemaya gidelim" dediginizde,arkadasiniz
-"Tabii, harika" demeden önce "Ne film oynuyor" diyorsa, hele hele
ardindan "Ben o filmi sevmem"
deyip, bulusma teklifinizi reddediyorsa mesela, bilin ki asil
sevdigi sinemadir. Siz degilsiniz. Siz ancak onun ilgisini çekecek
bir film ve bos bir zamaninin bulabilirseniz, onunla
bulusabilirsiniz.
Bunun da adi sevgi olamaz tabii...
Sevgide önemli olan bir arada olmaktir. Sinema bahanedir sadece.
Düsünün bakalim, sevdiginizi sandiginiz insanin, hayatinizdaki
öncelik sirasi neydi? En tepede mi? O zaman gerçekten seviyorsunuz
demektir.
Ya da söyle...
Hayatindaki en büyük önceligi daima size veriyorsa, hiç süpheniz
olmasin, en çok sizi seviyor.
Onun için en degerli varlik sizsiniz. Hem kendi karmasik
duygularinizi çözmenin, hem de onun duygularini kesinlikle
belirlemenin en sasmaz yoludur, öncelik testi...
Çünkü en çok sevilen, en önce gelir. "Benim her seyimsin" kolay
laftir, herkes söyleyebilir.
Eger sizi bir seye tercih ediyorsa ancak o zaman her seyiniz
demektir gerçekten.
Birisiyle ilgili duygularinizdan ya da onun duygularindan süpheniz
varsa, derhal bu "Öncelik" testini yapin, her günkü yasantinizdan
örnekleri hatirlayarak.
Sasmaz gerçek hemen ortaya çikacaktir.
Sevgi bir bakima önceliktir çünkü! |
|
_________________ " Bir bal çanağı olmak isterdim
Çocuklar parmaklarını banardı gözlerime
Kör olurdum ufak elleriyle
'Bugün' diye başlayan bir masal söylerdim
Gülüşürlerdi, gülerdim.. "
|
|
|
| Düzelten: ..GöLgE..; Cum Haz 29, 2007 10:52 pm » Düzenlendi |
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 3 mesaj] |
|
|
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|