|
| 1. sayfa (Toplam 3 sayfa) [Toplam 27 mesaj] | |
|
|
|
|
|
|
Tarih: Sal May 27, 2008 4:27 pm | Açıklama: |
|
|
_________________
İşte böyle bir yol...
Bu sefer ay da yok...
Geri dönüş de yok...
|
|
|
 |
|
|
|
|
Yazar Tk.
|
Tarih: Çar May 28, 2008 4:31 pm | Açıklama: |
Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki
kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun.
Üzülürsün, pişman olursun, sonra biraz zaman geçer ve tersinin bu dünyada işlemediğini anlarsın.
Hakan Günday / Piç |
|
_________________ Başımız Dimdik Yürüyoruz Çünkü Boğazımıza Dek Bok İçindeyiz!
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
Tarih: Çar Haz 04, 2008 5:34 pm | Açıklama: |
"...yazın buharlaşmayacak,kışın donmayacak, sonbaharda
yapraklarını dökmeyecek, yani hep aynı kalacak, ya da artacak sevgi.
Altını görünce gümüşten, gümüşü görünce bakırdan vazgeçmeyecek.
Tagore gibi "İstediğin zaman lambayı söndür. Senin karanlığını da
tanır ve severim" diyecek..."
...A.Ali Ural'ın Posta Kutusundaki Mızıka isimli kitabından... |
|
_________________
İşte böyle bir yol...
Bu sefer ay da yok...
Geri dönüş de yok...
|
|
|
 |
|
|
|
|
Yazar Tk.
|
Tarih: Per Haz 05, 2008 8:53 am | Açıklama: |
" en uzağa giden kişi tek başına yolculuk edendir."
voyage au bout de la nuit - Gecenin Sonuna Yolculuk - Louis Ferdinand Celine |
|
_________________ Başımız Dimdik Yürüyoruz Çünkü Boğazımıza Dek Bok İçindeyiz!
|
|
|
 |
|
|
|
|
vive l'Amour
|
Tarih: Cmt Haz 07, 2008 9:17 pm | Açıklama: |
ˆˆÖte yandan sevmek göze almaktı, sonuna dek gitmekti, gidebilmek yürekliliğiydi. Biliyordu prenses uykusundan uyandığında, ya da uyanır uyanmaz onu eskisi kadar sevmeyecekti. Çünkü sevmek sessiz ve tek başına bir şeydi. Sevmek yalnızlıktır. Onu eskisi kadar sevemeyeceğinden korkuyordu. Onu uyandırmaktan korkuyordu.
Eskisi kadar sevemeyecekti, belki de hiç sevemeyecekti. Çünkü arada o orman, o karanlık, o geçit vermez, o yeşermekten kararmış orman olmayacaktı artık. İşte yatağının ucuna dek gelmişti. Duman inceliğinde bir boşluk dolanıyordu yüreğini.
Arada ne ormanın, ne de yüzyılın karanlığı olmadan onu nasıl sevebilirdi? Bu kadar büyük sorumluluğu yüklenebilir miydi? Sevmenin zahmetini, birlikte omuzlanacak olan zahmeti yüklenebilir miydi?
Tüm bunları onu uyandırmadan bilemezdi.
Uyandırmaksa kazandırmak da olabilirdi, yitirmek de...
Her şey iki dudağının ucunda taşıdığı öpücüğe bağlıydı şimdi, iki dudağının arasında yüzyıllık bir masal taşıyordu.
Prensesin yüzyıl beklemiş dudaklarına o masal öpücüğünü kondururken böyle karmaşık duygular içindeydi işte.
Sevmek imkânsızlıktı.ˆˆ
Murathan Mungan / Kırk Oda |
|
_________________ “...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
|
|
|
| Düzelten: Sch`; Cum Ağu 29, 2008 1:05 pm » ... |
|
|
 |
|
|
|
|
Yazar Tk.
|
Tarih: Pts Haz 09, 2008 2:52 pm | Açıklama: |
''Doğruyu bulmak zeka ve bilgi meselesinden çok, kişilik ve ahlak sorunudur''
Siz Kimi Kandırıyorsunuz - Soner Yalçın |
|
_________________ Başımız Dimdik Yürüyoruz Çünkü Boğazımıza Dek Bok İçindeyiz!
|
|
|
 |
|
|
| 1. sayfa (Toplam 3 sayfa) [Toplam 27 mesaj] | |
|
|
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|