Pano

Pano » Melankoli Özel Bölüm » Destanlar / Hikayeler

• Sultan Murad Han •


1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 2 mesaj]
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #1
YazarMesaj
SaLTuK
 K.S.S.
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 06.08.2008
Üye No: 664
Mesaj: 296
Konu: 239
Şehir: Hep gercek dostlarinin yaninda,


 
Tarih: Sal Eyl 23, 2008 10:24 pm | Açıklama: Not 
Alıntıyla Cevap Gönder

Sultan Murat Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar :



- Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?

- Akşam garip bir rüya gördüm.

- Hayırdır inşallah?..

- Hayır mı şer mi öğreneceğiz.

- Nasıl yani?

- Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.

Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah

hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri,

kararlı adımlarla Beyazıt'a çıkar, döner Vefa'ya,Zeyrek'ten

aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir

dikkatle bakınır. işte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine

batar. Sorarlar;

- Kimdir bu? Ahali:

- Aman hocam hiç bulaşma, derler. Ayyaşın meyhuşun biri

işte!..

- Nerden biliyorsunuz?

- Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz.

Bir başkası tafsilata girer;

- Biliyor musunuz, der. Aslında iyi sanatkardır. Azaplar

Çarşısı'nda çalışır. Nalının hasını yapar... Ancak kazandıklarını

içkiye, fuhuşa nerde namlı harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine,

hem de mimli kadın varsa takar peşine

Hele yaşlının biri çok öfkelidir.

- isterseniz komşulara sorun, der. Sorun bakalım onu bir

cemaatte gören olmuş mu?..

Hasılı, mahalleli döner ardını gider. Bizim tebdili kıyafet

mollalar kalırlar mı ortada!..Tam vezir de toparlanıyordur ki

padişah yolunu keser:

- Nereye?

- Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.

- Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem...Ama biz

gidemeyiz,şöyle veya böyle tebamızdır. Defini tamamlamak gerek.

- iyi ya, saraydan birkaç hoca yollar kurtuluruz vebalden.

- Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha.

Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?

- Mollalığa devam... Naaşı kaldırmalıyız en azından.

- Aman efendim, nasıl kaldırırız?

- Basbayağı kaldırırız işte.

- Yapmayın etmeyin sultanım, bunun yıkanması paklanması var.

Tekfini,telkini... Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasilhane

bulmalıyız.

- şurada bir mahalle mescidi var ama...

- Olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?

- Ne bileyim, Ayasofya'dan Süleymaniye'den, en azından Fatih

Camii'nden..

- Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkanı çoktur. Tanınmak

istemem.Ama Fatih Camii'ni iyi dedin. Hadi yüklenelim...

Ve gelirler camiye. Vezir sağa sola koşturur, kefen tabut

bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa... Usulü erkanınca bir

güzel yıkarlar ki naaş ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur

aydınlanır alnında. Yüzü sâkilere benzemez. Hem manâlı bir tebessüm

okunur dudaklarında.... Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin

de keza... Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına

yatırırlar. Ama namaz vaktine hayli vardır daha... Bir ara vezir

sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır.

- Sultanım, der. Yanlış yapıyoruz galiba...

- Nasıl yani?..

- Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik

cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?..

- Doğru, öyle ya, neyse... Sen başını bekle, ben mahalleyi

dolanıp geleyim.

Vezir cüzüne, tespihine döner, padişah garip maceranın

başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur. Nalıncının evini

bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki

bu vefatı bekler gibidir.

- Hakkını helal et evladım, der. Belli ki çok yorulmuşsun.

Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar. şakaklarına dayar... Ağlar

mi? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki. Neden sonra

silkinip çıkar hayal dünyasından...

- Biliyor musun oğlum? Diye dertli dertli söylenir... Bizim

efendi bir âlemdi, vesselam... Akşamlara kadar nalın yapar... Ama

birinin elinde şarap şişesi görmesin;elindekini avucundakini verir

satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya!..

- Niye?

- Ümmeti Muhammed içmesin diye...

- Hayret...

- Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. Ben

sizin zamanınızı satın aldım mı? Aldım, derdi. Öyleyse şimdi

dinleseniz gerek... O çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım

onlara...Mızraklı ilmihal.Hücceti İslam okurdum...

- Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki...

- Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş, o hep uzak

mescitlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki, derdi.

Tekbir alırken Kabe'yi görmeli...

- Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?

- işte bu yüzden Nişanci'ya, Sofulara uzanırdı ya... Hatta bir

gün;

- Bakasın efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama

komşular kötü belleyecek. inan cenazen kalacak ortada...

- Doğru, öyle ya?..

- Kimseye zahmetim olmasın, deyip mezarını kendi kazdı

bahçeye. Ama ben üsteledim. iş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim

yıkasın, kim kaldırsın?

- Peki o ne dedi?

- Önce uzun uzun güldü, sonra;

- Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?

Allahü tealinin öyle kulları vardır ki, halk onları bilmez.

Hoş, bazen kendileri de makamlarının farkında değillerdir. Hulus-u

kalp ile boyun büker ümmeti Muhammet'e,halifeyi müslimine dua

ederler. Samimi niyazları ile zırh olurlar sultana... Bir seher

vakti gözyaşı ile yapılan dua, binlerce topun yapamadığını yapar.

Kralları yıkar, kaleleri parçalar.

İşte NALINCI BABA o adsız sansız Allah dostlarından biridir.

Asıl adı Muhammed Mimi Efendidir. Bergamalıdır. 1592 yılında vefat

etti. Cenaze hizmetlerini bizzat padişah gördü. Ve mübareği evine

defnetti.

Kabri üzerine bir kubbe, içine bir çeşme koydurdu. Dahası bir

tekke ile yaşattı adını. Türbesi Unkapanı'nda,Cibali Tütün

Fabrikası'nın arkasında, Harabzade Camii karşısındadır......

ZAMAN
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #2
YazarMesaj
..GöLgE..
 CerrahpaşalıWebMaster
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 30.09.2006
Üye No: 1
Mesaj: 4150
Konu: 488
Şehir: San Pedro


 
Tarih: Çar Eyl 24, 2008 9:55 am | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

Fevkalade hoşlukta bir hikayeydi. Önyargılara, dedikodulara aldırmadan, insanlığın gerektirdiği vazifeleri yerine getirmeyi şimdi okuyunca, destan gibi gelmesi ne kadar acıdır..

_________________
" Bir bal çanağı olmak isterdim
Çocuklar parmaklarını banardı gözlerime
Kör olurdum ufak elleriyle
'Bugün' diye başlayan bir masal söylerdim
Gülüşürlerdi, gülerdim..
"
Başa dön Gizli
İletileri göster:   
1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 2 mesaj]


Benzer Başlıklar
Konu Yazar Forum Cevap Son İleti
Yeni ileti yok Rumeli'nde Bir Şehit Sultan Murad Han
Muammer Gökçin
SaLTuK Destanlar / Hikayeler 0 Pzr Ağu 17, 2008 4:05 pm
SaLTuK Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok Fatih Sultan Mehmet ve Aya İrini
Dr. Doğan Demir
SaLTuK Destanlar / Hikayeler 0 Pzr Ağu 17, 2008 3:57 pm
SaLTuK Son gönderilen iletiler

Pano » Melankoli Özel Bölüm » Destanlar / Hikayeler

Aranacak kelime:
Forum Seçin:   
Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar
Konuyu görüntüleyen kullanıcılar: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 0 Misafir
Yok 
Bölüm Yetkilileri: Yok
Yetki Düzeni: WebMaster, Genel Adminler, Pano Yöneticileri, Editörler, Bölüm Sorumluları, Bölüm Yöneticileri, Yazar Tk.

Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Pano · Basit Görünüm · RSS · Yardım · Kurallar · Çerezleri Sil · İletişim
Sist.: phpBB Group • TR Çeviri: phpBBTürkiye • Tema: Mavera
Melankoliyiz © 2006-2008
[Yükleme: 0.18731 sn][Sorgu: 24][GZIP: Açık][Debug: Açık]