|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 10 mesaj] |
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
SymrnA
|
Tarih: Çar Nis 04, 2007 11:25 pm | Açıklama: Tuttun kendini sevdin... |
Tuttun kendini sevdin...
Sen en büyük ihaneti kendine yaptın;
Tuttun, kendini sevdin…
Küçük dalgınlıklarına sığdırdın,
O büyük hatalarını…
İçindeki büyük boşlukları,
Küçük sıkıntılarına bölüştürdün…
Her şeyi bilirken bile,
Henüz kimseler buna hazır değilken,
Bilmiyormuş gibi yaptın;
Büyüsü bozulmasın diye,
Sana emanet edilmiş anıların…
Oysa anladılar bunu,
Seni birkaç saatliğine sevmeye yeltenenler bile
Anladılar…
Sense hep şunu sordun kendine:
Bunlar bende ne gördü… Ne gördü?
Cezmi Ersöz |
|
_________________
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
|
|
|
 |
|
|
|
|
sinking deeper down
|
Tarih: Çar Nis 04, 2007 11:30 pm | Açıklama: |
Sana emanet edilmiş anıların...
Haksız mıyım hayran olmakta... |
|
_________________
Kimi yanında arıyorsan;önce içinde bulacaksın!
|
|
|
 |
|
|
|
|
SymrnA
|
Tarih: Per Nis 05, 2007 7:40 pm | Açıklama: |
Ustad harika yazıyor paylaşmasak olmaz zaten :wink:
Bu akşamda yeni şiirler gelicek bekleyin... |
|
_________________
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
|
|
|
 |
|
|
|
|
vive l'Amour
|
Tarih: Çar May 30, 2007 4:33 pm | Açıklama: Tekrar Tekrar... Acıya Doyana Dek |
Kaçıp kaçıp sığındığımız o yaslı evdi hep
gözyaşı loşluğunda, yarım sıcaklıkta,
kırgın perdeler, unutkan masamız,
uzak sahillerde çekilmiş fotoğraflarımızdan
hep mahçup bir sevgi taşardı.
Alıngandı şarkılarımız, alkole dayanıksız
Saatler boyu, nefes nefese planlar yapardık,
heyecanla yürürdük düşlerimizde,
bu kadarı çoktu bize, yorulurduk
Birimizin bakışı yeterdi
hayallerimizin kanatlarını yakmaya...
Sonra önüne düşerdi saçları
gün biterdi
Hep o saatlerde yaşamaktan ölürüz diye
korkardık.
Akşamın ıstıraplı eşiğini geçtikten sonra
mutfağa giderdi, çay yapmaya
çay yarım kalırdı, gider içeri
ölesiye sevişirdik...
O yaslı evden günlerce dışarı çıkmazdık
kaç gün, kaç ölüm, kaç öykü tükenip
biterdi ellerimizde.
Bir gün gelir o yaslı ev bize dar gelirdi
unutulmuş istasyonlara giderdik, ayrı ayrı
bizim gibi insanların yazdığı öyküleri
okurduk, yüreklerimiz
bir hüzün oyuncağıydı sanki,
olmadık şeylere ağlardık.
Dokunaklı bir filmin sonu gibiydi
hayatımız
tekrar, tekrar, acıya doyana dek .. |
|
_________________ “...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
|
|
|
 |
|
|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 10 mesaj] |
|
|
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|