Pano

Pano » Melankoli Özel Bölüm » Yazarlar / Şairler » Murathan Mungan

• "Y" Harfi İle Başlayan Eserleri •


1. sayfa (Toplam 2 sayfa) [Toplam 12 mesaj] | Sayfa: 12»
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #1
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3085
Konu: 890
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Çar Mar 21, 2007 2:57 pm | Açıklama: Not  Murathan Mungan
Alıntıyla Cevap Gönder

Yadigar...

Ne zaman onu düşünsem
sektirmeyen muşta, içe dönük
gönül burcunda doğanlardandı
çıktığında yola, vakitlerden kırlangıç
yıldızların adsız kervanları
için tutulan defterlerde
adına rastlandı çok sonra
ipek örtülere bürünmştü
mağrur ve vahşi
ne yapsa sığmaz artakalırdı

çocuktum, yollarına çıkardım
başımı okşar geçerdi, esmerdi elleri
belki ona sebep ben en çok
esmer sözcükleri sevdim
oysa onları okacak zamanı olmadı
acıkmış gözleri yıldızlara bakıyormuş
bir dere kenarında bulduklarında
onu vuran mermi benim de bir yerim kaldı...

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Çevrimdışı
Düzelten: Sch`; Pzr May 13, 2007 6:21 pm » Düzenlendi...
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #2
YazarMesaj
yalnızkız
 İstanbuldaMüdavim
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 16.02.2007
Üye No: 111
Mesaj: 1607
Konu: 195
Şehir: deniz kenarı


 
Tarih: Çar Mar 21, 2007 7:32 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

paylaşım için teşekkürler...

_________________
Aklının arzu ettiği kadar değil gönlünün aldığı kadar sevebilirsın. Gönlünün istediği yere kadar değil ayaklarının göturebılecegı yere kadar gidebilirsin...
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #3
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3085
Konu: 890
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Sal Tem 01, 2008 11:17 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Yağmur Taneleri

    Damla düştü toprağa cemre misali
    En büyüleyici pırıltısıyla dün akşam,
    Mis gibi kokusuyla büyüleyen etrafı
    Eksikliğini hissettiğimiz ama söyleyemediğimiz,
    Tek tek ama beraberce kardeşcesine
    Göl gibi derler ya işte öyle durgun ve sessiz
    Üzüntülülerini paylaşırlar sevinçleri paylaştıkları gibi ,
    Lisanlarıyla sevgiden bahsederler hep
    Esintisinde bir samyelinin bir ömür boyu,
    Rahatlatıyor tüm sevgiye muhtaçları şu yağmur taneleri.

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #4
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3085
Konu: 890
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Sal Tem 01, 2008 11:17 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Yalnız Bir Opera

    Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
    Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
    Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

    İmrendiğin, öfkelendiğin
    Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim
    Yani yaşamışlık sandığın
    Geçmişim
    Dile dökülmeyenin tenhalığında
    Kaçırılan bakışlarda
    Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
    Zaman zaman geri tepip duruyordu.
    Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
    Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
    Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
    Başlangıçta doğruydu belki.
    Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
    Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,
    Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.
    Ve hala bilmiyordun sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
    Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
    Bütün kazananlar gibi
    Terk ettin.

    Yaz başıydı gittiğinde, ardından,
    Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim.
    Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
    Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
    Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.
    Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
    Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
    Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
    Çerçevesine sığmayan
    Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
    Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu.

    Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.
    Seni bir şiire düşündükçe
    Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
    Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
    Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
    Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
    Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
    Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
    Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
    'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda.
    Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.
    Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
    Takvim tutmazlığını
    Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
    Daha o gün anlamalıydım
    Benim sana erken
    Senin bana geç kaldığını.

    Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
    Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.
    Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,
    Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.
    Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.
    Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi
    bakışıyorduk.
    Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.
    Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
    Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
    Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
    Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
    Şimdi biz neyiz biliyor musun?
    Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
    Birbirine uzanamayan
    Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
    Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
    Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
    Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
    Ne kalacak bizden?
    Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
    Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
    Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
    Bizden diyorum, ikimizden
    Ne kalacak?

    Şimdi biz neyiz biliyor musun?
    Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
    Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada
    Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi
    Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek
    Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz.

    Kış başlıyor sevgilim
    Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
    Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
    Oysa yapacak ne çok şey vardı
    Ve ne kadar az zaman
    Kış başlıyor sevgilim
    İyi bak kendine
    Gözlerindeki usul şefkati
    Teslim etme kimseye, hiçbir şeye
    Upuzun bir kış başlıyor sevgilim
    Ayrılığımızın kışı başlıyor
    Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.

    Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak,
    Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak,
    Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak....
    Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
    Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
    İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun
    Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar
    Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
    Çıplak bir yara gibi sızlar paylastığımız anlar,
    Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
    Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
    Çağrışımlarla ödeşemezsiniz.

    Dışarda hayat düşmandır size
    İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz
    Bir ayrılığın ilk günleridir daha
    Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta
    Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
    Kulak verdiğiniz saat tiktakları
    Kaplar tekin olmayan göğümüzü
    Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
    Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
    Bakınıp dururken duvarlara
    Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çicek,
    Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani,
    Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında
    Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
    Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi
    Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına,
    Başımıza gelmiş bir felakete, iskenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya
    Kendimizi hazırlar gibi.

    Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
    Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
    Ve kazanmış görünürken derinliğimizi
    Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
    Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
    O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
    Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar
    Göremeseniz de, bilirsiniz
    Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar.

    Bana zamandan söz ediyorlar
    Gelip size zamandan söz ederler
    Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden.
    Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.
    Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.
    Dahası onalar da bilirler.
    Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler.
    Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki
    hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak
    kolay değildir elbet.
    Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek.
    Zaman alır.
    Zaman alır sizden bunların yükünü
    O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, açılar dibe
    çöker.
    Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir.
    Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.
    O boşluk doldu sanırsınız
    Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.

    Gün gelir bir gün
    Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
    O eski ağrı
    Ansızın geri teper.
    Dilerim geri teper.
    Yoksa gerçekten bitmissinizdir.

    Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi
    kavranır.
    Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır.
    Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
    Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
    Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
    Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır
    Ölmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
    Günlerin dökümünü yap
    Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
    Kim bilebilir ikimizden başka?
    Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
    Bir ilişkiyi, duyguların birliğini,
    Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği
    Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi bir düşün
    Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
    Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor
    Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
    Bunlar da bir işe yaramadıysa
    Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda.

    Bu şiire başladığımda nerde,
    Şimdi nerdeyim?
    Solgun yollardan geçtim.
    Bakışımlı mevsimlerden
    İkindi yağmurlarını bekleyen
    Yaz sonu hüzünlerinden
    Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
    Geçti her cağın bitki örtüsünden
    Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
    Bakarken dünyaya
    Yangınlarla bayındır kentler gibiyim:
    Çicek adlarını ezberlemekten geldim
    Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
    Unuttuklarını hatırlamaktan
    Uzun uzak yolları tarif etmekten
    Haydutluktan ve melankoliden
    Giderken ya da dönerken atlanan esiklerden
    Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
    Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti
    Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
    Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.

    Bu şiire başladığımda nerde,
    Şimdi nerdeyim?
    Yaram vardı, bir de sözcükler
    Sonra vaat edilmiş topraklar gibi
    Sayfalar ve günler
    Işık istiyordu yalnızlığım
    Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
    İlerledikçe...Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
    Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden.
    Karardı dizeler.
    Aşk...Bitti. Soldu şiir.

    Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden
    Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
    Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
    Ask yalnız bir operadır, biliyordum:
    Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım.
    Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
    Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
    El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
    Birlikte çıkalan yolların yazgısıdır:
    Eksiliyorduk
    Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
    Her otelde biraz eksilip, biraz artarak
    Yani çoğalarak
    Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin
    Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
    Ağır ve acı tanıklıklardan
    Geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
    Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
    Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
    Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
    Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
    Ve açık hayatları seviyordu.
    Buraya gelirken
    Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
    Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
    Ödünç almadım hiç kimseden hicbir şeyi
    Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri...
    panayır yerleri...
    Ölü kelebekler...
    Ölü kelebekler...
    Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.

    Adım onların adının yanına yazılmasın diye
    Acı çekecek yerlerimi yok etmeden
    Acıyla baş etmeyi öğrendim.
    Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?
    İpek yollarında kuzey yıldızı
    Aşkın kuzey yıldızı
    Sanırsın durduğun yerde
    Ya da yol üstündedir
    Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
    Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
    Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı.

    Aşkın bir yolu vardır
    Her yaşta başka türlü geçilen
    Aşkın bir yolu vardır
    Her yaşta biraz gecikilen
    Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
    Gözlerim
    Aşkın kuzey yıldızıdır bu
    Yazları daha iyi görülen
    Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
    İlerlerim
    Zamanla anlarsın bu bir yanılsama
    Ölü şairlerin imgelerinden kalma
    Sen de değilsin. O da değil
    Kuzey yıldızı daha uzakta
    Yeniden yollara düşerler
    Düşerim
    Bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
    Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
    Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
    Yaşamsa yerli yerinde
    Yerli yerinde her şey
    Şimdi her şey doludizgin ve çoğul
    Şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
    Şimdi her şey yeniden
    Yüreğim, o eski aşk kalesi
    Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden
    Dönüp ardıma bakıyorum
    Yoksun sen
    Ey Sanat! Her şeyi hayata dönüştüren.

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #5
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3085
Konu: 890
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Sal Tem 01, 2008 11:18 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Yalnızlık

    Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
    Ne tuhaf, vaktim olmazdı
    yalnızlığı bunca bilirken
    kendimi hiç yalnız sanmazdım
    çevremde hep birileri vardı,
    ben hep birilerinin yanındaydım
    günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı
    aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla
    kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat
    bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı
    bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza
    bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları
    sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık
    elde olmayan nedenle
    sudaki halkalar gibi genişleyen
    küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara
    vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar
    birbirimizi çok sevdik hep
    yıllarla azala azala

    şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem,
    yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime
    eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım,
    şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara
    telefonun başına geçiyorum
    alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası
    gün ölüyor meşgul numaralarla
    şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem,
    şimdi ne kadar yalnız...
    yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız.

    Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
    her zaman yalnızdım, bunu biliyorum
    büyücü ellerimin kara sanatı yazı
    en çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu
    bağışlamasız sanarken kendimi
    en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını
    tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini
    denenmemiş başlangıçları göze aldım,
    hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı
    mutfağı beklemek hep bana kaldı
    bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp
    her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata
    hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim
    odalarınıza, ruhlarınıza
    buraya

    eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi çok özledim.
    Şimdi birdenbire bir köşeden çıkıp bana,
    yalnızca, Merhaba, deseniz,
    o zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz,
    bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size
    sağ olun demenk isterim, sağ olun, sağ olun
    sanki beni yeniden sevdiniz
    ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda,
    yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de
    isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna
    ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki
    bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım
    o yıkanmış zamanlara...

    yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler
    her zaman yalnızdım
    kitaplar kadar yalnız
    yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım
    herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına

    her zaman yalnızdım
    yanardağlar kadar yalnız
    ey kafiye sevenler,
    şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız!

    nankörlük etmeyeyim gene de,
    yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız

    evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı
    gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni
    yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde
    yalnızlık için çalar telefonlar kapılar
    İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok iş var

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #6
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3085
Konu: 890
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Sal Tem 01, 2008 11:19 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Yaş

    Yazmam daha aşk şiiri,
    Diyenlerin kervanında kışladım
    Çöle yağaerken donmuş levhalarda kar sureti
    İmkansızın bereketi
    Gözümü alırken her yanımda ışıyan gençliğim
    Kimin yaşındaydım bilmedim.

    Geceleri heceleyerek söktüm
    Aldım yedeğimdeki kelimeleri
    Işığa tuttum içimi loş tutan nesneyi
    Yunus'un yaşına geldiğimde
    Dünyayı aşk, imkansızı erkek bildim.

    Kelimelerle dokundum dünyanın hallerine
    Dokunulmazlığım kalktı
    Kendi şiirimde kendi Divan'ımdan
    Sürüldüm
    Git gide Fuzuli'nin
    Yaşına geldiğimde.

    Halk türkülerinin serçeli kafiyeleri
    Gibi uçuşu kolay ve çabuk akla gelmez
    Engelleri aşk için yapılan bütün benzetmelerin
    Sırasını sektiren olayların gidişi
    Yılları saymadan Karacaoğlan'ın, Baki'nin yaşına geldim.

    Görmenin gevşeyen bilgisi
    Yaş aldıkça tutunduğum diri şaşkınlık
    Başkasına doğru çözülüyor tenimdeki kelepçe
    Zaman benim içinde ileri gittikçe
    Dönüp bakmaların tarihinden
    Geri saydım kendimi sana geldim
    Onca aşk içinden geçtim de
    Kimsenin yaşına değmedim.

    Kimsenin yaşına değmeden
    Daha anısı kurumayan
    Dünlerim bitmediğinde
    Hayatın rüya dilini bile öğrenemeden
    Hayatta kaldım
    Onca felaketten
    Şimdi buradayım
    Elver yanına geleyim bunca aradığım,
    Babam ol, oğlum ol,
    Kardeşim, yoldaşım, arkadaşım ol,
    Ben sevgilim gibi seveyim
    Benim yaşıma geldiğinde.

    Bildiklerim kadar unuttuklarımla da seni büyüteyim.

    Biliyorum, yenilenenler geçmişe kadar kaçar birinde
    Haritamı kaybettim ey Piri Reis!
    Çinisi soldu maviliğimin
    Nice Osmanlı şiirnde
    Odalardan odalara
    Azala çoğala
    Yaşadım da
    Fatih'in kokladığı karanfili
    Denize bakan bir şiirde düşürdüm.

    Rüyasında koklanmış karanfilini Fatih'in
    Alınmış İstanbul'da düşürdüm
    İçim başka yere sürüldü
    Tarih alındı benden
    Günümün acı ışığına kaldım yeniden

    Bir sikkenin ilk basıldığı günü hatırlıyorum
    Suç ışımasında ortak belleğin altın
    Kaynağına indiğim suya düşürdüm
    Kendi yaşıma geldiğimde

    İlk şiirimi üzerine kazdım ben
    Ben kendimi ilk şiirimde düşürdüm
    Çok alındım kendimden.

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #7
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3085
Konu: 890
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Sal Tem 01, 2008 11:19 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Yaz Sinemaları'ndan

    Yaz geçer, ömürde
    geçmeyen nedir,geçer görünen
    sessiz parklar kimsesizliğinde
    ya başka kentlere gitmiş insanlar
    ya sokağa çıkmıyorlar
    kimsesiz öğle sonları
    kimsesiz öğle sonlarında
    yaz sinemaları
    içimde o tenhalık
    dilsizliğimde olumsuz aşkların kanlı diyalogları
    (beklemiş sozler. bekletilmiş sözler
    öksüz kalır
    kaçınılmazdır.
    ya da yanlış yerlerde , yanlış kişilere kullanılır
    nasıl saptanır bir ömürde bir dilin kırıldığı yer?)
    o zamandan bu yana çok şey değişmedi
    nasıl 'anlaşıldı' sanılırsa bir yazıda bir dilin kırıldığı yer
    öyle şurup gidiyor sözcükler,beraberlikler
    öyle şurup gidiyor unutmakla,
    alışmak arasında butun eylemler

    yetişkin biriyim artık.
    oysa yetişmiyor sözlerim duygularıma
    siz gelirken içimdeki öteki
    (öne fırlar , el koyar olayların gidisine
    her zaman olduğu gibi
    saklanır,gizlenir yara alacak yerler )
    yakalanmamak için kimseye
    bölünüp durdum bir filmden ötekine
    neye baksam buzlu cam
    görünmez ediyor ardındakileri
    neyi yazsam kalıyor buzlu camin ardında
    bölünüp durdum
    değişik yüzyıllara dağılmış kimliğime
    öyle çoğaldı ki duyan , acıyan , gören yanlarım
    yıllardır birbiriyle konuşup duran
    iki kişi kaldım geriye
    yazgımı bağladığım
    zamanlaması yanlış düello tetiğine
    yazgımı bağladığım
    sonunu basından anladığım filmlere
    bitirilen bir yazı daha
    ya da kendiliğinden biterken yaz
    yorgunluğunuz hatırlatır zamanın geldiğini
    hersek hazırdır,öyle sanırsınız
    emniyeti acık,namlusu temiz
    yedeğinizde birseli çok sonra anlamanın bedeli
    bizi bugüne getiren yollar anılardan ayıklanmıştır
    artık gidebilirsiniz

    siz gelirken ansızın içimdeki öteki
    çeker tetiği
    oysa yankılanır ateş almayan bir tabancanın sessizliği
    sessiz parklar kimsesizliğinde

    bu kez de olmadı. bir dahaki filme

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #8
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3085
Konu: 890
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Sal Tem 01, 2008 11:20 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Yaz Bitti

    Yazın bittiği her yerde söylenir
    söylenmeyen şeyler kalır geriye

    ve sonra hiç bir şey olmamış gibi
    ağır, usul bir hazırlık başlar
    uykuya benzer yeni bir mevsime

    orda burda,ev içlerinde,kır kahvelerinde,deniz kenarlarında
    incelen yazın akşam esintilerinde
    zaman usulca sıyrılır aramızdan
    ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini
    başka ne gelir elimizden
    büyük bir uzaklığa gülümseyerek
    geçiştiririz
    ıskaladığımız şeyleri

    yatıştırıcı rüzgarlar
    dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını
    saklar bizi
    gözlerimizdeki hüzne 'dinginlik' adını verir
    'seni iyi gördüm' diyenler
    biz de iyi hissederiz kendimizi
    elimizden başka ne gelir ki?

    köşe başları, akşamüstleri,kokular
    tozar gider zamanın boşluğunda
    karışır anların kuytu belleğine
    belki sonraları bir gün
    hatırlanır aynı kederle
    yazın bittiği her yerde söylenir
    söyleyenler inanır bir şeylerin sahiden bittiğine
    yaz biter
    eskir geceler,serin,hüzünlü
    yeni mevsime hazırlık: ömrün teyel yerleri
    bir yanı telaş,bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri
    çıkarır sizi dalgın derinliğinizden
    yaşadığınızı duyarsınız teninizde
    bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
    sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları
    ahşap panjurları
    yaz bitti
    bitmeyen şeyler kaldı geride

    yaz bitti
    yaz bitti
    yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
    her yerde söylendiği gibi
    yaz bitti
    yaz bitti
    hiç bir şey hiç bir şey
    hiç bir şey
    yalnızca üşüyorum şimdi

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #9
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3085
Konu: 890
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Sal Tem 01, 2008 11:20 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Yaz Sonu

    Yaz inceliyor, güz
    bizse hiç büyümeyen rus bebekleri
    bir düşte karşılaşmıştık, bir düşte kaybolduk
    hadi birimiz uyandırsın artık ötekini
    birbirinin karanlığına kapatılmış
    birbirinin içinde tipiye tutulan
    her kozaya ayrı biçilen uzun kışlardan
    hadi birimiz uyandırsın artık ötekini
    ilkgençliğin yazıları bitti. Şimdi bırakılmış çiftlikler
    yağmurlarla boşalmış leylek yuvaları
    elimizde sorular, gün yeniden dağıtıyor
    kalanlar için yazılanları
    yaz sonu yaz sonu yaz sonu
    Biliyorum
    yine haziran yine temmuz yine ağustos

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Çevrimdışı
Tek Mesaj Gösterimi Tek Mesaj Gösterimi • Mesaj: #10
YazarMesaj
Sch`
 vive l'AmourAdmin
Gizlenmiş Avatar


[Üye Notları]

Kayıt: 24.02.2007
Üye No: 115
Yaş: 20 Akrep
Mesaj: 3085
Konu: 890
Şehir: Zong. / Ist.


 
Tarih: Sal Tem 01, 2008 11:21 pm | Açıklama:  
Alıntıyla Cevap Gönder

    Yazgı-I

    İnsanlar
    ya ölürler ya terk ederler bizi
    yalnızlık
    yalnızca yalnızlık çizer kaderimizi

_________________
“...monsieur mon passé, voulez-vous passer...”
Başa dön Çevrimdışı
İletileri göster:   
1. sayfa (Toplam 2 sayfa) [Toplam 12 mesaj] | Sayfa: 12»


B