|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 2 mesaj] |
|
|
|
|
|
Cerrahpaşalı
|
Tarih: Per Arl 13, 2007 5:07 am | Açıklama: Pelin Onay |
Yalnız(ca) sitem
çığlığım boğazımı kesti, kana(ya) madım
-de halindeyim acıların
I.
her şeye susuyorum artık
susuzluğum dilimin ucu, kemiksiz
ölümlerden ölüm beğendim, üzerime olmadı
zor günler için sakladığım bir intihar vardı cebimde
çıkarttım baktım, kurtlanmış
sebebi var elbet bu gözyaşlarının
anlamaya çalışmayın, anlayın
bir ressamın tuvalinden düştüm
hiçbir renk kurtaramadı beni
beyazlar giymiş bir duygunun içinde,
ismim sırdır artık
- bir kaç ince sızım var, görüşlerinize hazırdır üstadım
ne istediğini bilen sevdalarım olmadı hiç
büyük kavuşmalarımda
hep küçük özlemleri sevdim
küçük sarılmaları
küçük bekleyişleri
büyüklerini sevecek kadar zaman verilmedi
arzularıma haber saldım, gelmediler
nerede unuttum ateşli bedenimin alfabesini..?
hangi ketum dil yaladı geçti haykırışlarımı..?
size bir sır vereceğim,
galiba (d) üşüyorum
II.
vurgun zamanlarındayım İzmir’in
yalnızlık ırzıma geçse doğuracağım!
Doğuracağım özlemin canına kıyanların eşgalini
hadi toprak ana! Seviş ruhumla
ve temizle diline biber sürülmüş dudakları
görmüyor musun..? Bana bir şeyler oluyor
bedenimden bir deniz geçiyor,
dalgaları göğsüme vurup geri çekiliyor
hangi mevsimin rahminden çıkartacağım başını yüreğimin..?
bu dalgalar öksüzlüğümü çok fena acıtıyor
-sol anahtarınızı rica edeceğim, şarkılarım içimde nefessiz kaldı
zehirli bir ihanet aktı yanaklardan
atılan bir imzayla onaylandı unutulduğum
gelinlik bir kız gibiydi düşlerim oysa, kaçırıldı
kimlerin yatağında nergis kokusuysa, orada kalsın
çocuk kalan yanım! . Sen sakın üzülme
seni yeniden güldürebilmek için arınacağım bu lekeli acılardan
babamı affettiğim gün, sevdalarımı da affedeceğim
soyacağım yüreğimi yeniden ulu orta. Utanmadan,
sevişeceğim yeniden kana kana, kan(a) madan
sen de biliyorsun ki;
saçlarına kır düşmüş mavi bir geceydi sevdam
kayan bir yıldız da dilek olsaydık da,
bizi tutsaydı..
Yüzümde sesi var türkülerin
kırgın ezgiler kuşağında bir kaval sesiyim
'nenen ölsün sarı gelin' diyor dağların adamı
dudaklarından ırmaklar akıyor,
güneş yanığı yüzünde hüzün çağlıyor, dertleniyorum
kekik kokulu bir gecenin yatağına uzandım,
dilimde susuz bir titreyiş,
ıslatmanı bekliyorum
kapamasın gözlerini şimal yıldızı,
utanmıyorum yüreğimin çıplaklığından
bu bedende nice ayrılıklar erittim,
nicesini ellerimle besledim
şimdi vaktidir dellenmiş kavuşmaların,
kadınlığımı dolaptan çıkarttım, giyiniyorum
gururuna yenik düşmüş bir bulutun göz yaşlarıdır avuçlarımdan akan
parmakları nasır tutmasın sevginin
gel..! Ey ayazın doruklarında siper almış sürgünüm
bir su damlasıyım gurbet ellerde, damlıyorum
bir sazın tellerinde okşanan sızıyım
'değmen benim yaslı gamlı gönlüme' diyor dağların adamı
ellerinden notalar kayıyor,
gece yanığı teninde sevda bileniyor, hissediyorum
tütsü kokulu bir gecenin omzuna yaslandım
dudaklarımda dilsiz bir huzur,
öpmeni bekliyorum.. |
|
_________________ " Bir bal çanağı olmak isterdim
Çocuklar parmaklarını banardı gözlerime
Kör olurdum ufak elleriyle
'Bugün' diye başlayan bir masal söylerdim
Gülüşürlerdi, gülerdim.. "
|
|
|
 |
|
|
|
|
Cerrahpaşalı
|
Tarih: Per Arl 13, 2007 5:11 am | Açıklama: Pelin Onay |
Yar gidiyor (fevyi-i agapi mu)
yâr gidiyor
antik bir aşkın katıntıları kalıyor sular altında
"yasu!" diye bağırıyor bir balıkçı
eyvallah çekiyor yan masadakiler
bir kadın derinden "samyotisa’yı" söylüyor,
"sagapo me agapi" diyor
bütün meyhane başını önüne eğiyor
kadın şarkı söylüyor
kadın ağlıyor
yâr gidiyor
ertelenmiş
ve söylenebilecek bütün sözler adına,
derin bir sessizlik birikiyor yüzlerde
şehvetli melodilerin titreyişi bedenlere dokunuyor
sevişmek nasıl da özlem yüklü
sevişmek nasıl da zor özlerken
celladını bekleyen
ama korkularına rağmen tahtını bırakamayan bir kral gibi,
tedirgin bütün duygular
kadın biliyor
herkes susuyor
yâr gidiyor
Nikolas’ın sesi yıkıyor ortalığı,
hala bırakamadığı rum şivesiyle
"canlanin bre yavrularim../ sevdadir bu../..yine gelir.."
kadın ve Niko göz göze geliyor
Niko anlıyor
kadın konuşamıyor
yâr gidiyor
masada kalan bir kaç meze
ve yarım bardak tutarında nefes alan,
bir kadeh rakı geceye kalkıyor
dalgalar yüreklere vuruyor,
yürekler ıslanıyor
balıkçı ağlarına takılıyor bütün hüzünler
"denizden babam çıksa yerim" diyen Manos
ah! Manos
Manos bile konuşamıyor
kadın kadehini dolduruyor
sigarası intihar ediyor
yâr gidiyor
giderek derinleşen bakışlar,
Madam Sophia’nın sesine takılıyor
"hadi ama../..çalsin sazlar../..geldik biz ağlamaya..?"
dilsiz Maryo lyra’sını çalmaya başlıyor
vurulan kadehlerin yankısı duvarlardan dönüyor
herkes müziğe eşlik ediyor
kadının yüreği yanıyor
kadının yüreği kanıyor
yâr gidiyor..
* fevyi-i agapi mu: rumca'da "yar gidiyor" demek
* yasu: rumcada "şerefe" demek
* samyotisa: rumca bir şarkı
* sagapo me agapi: rumca'da "seni sevgiyle seviyorum" demek
Yürek Tahmin Raporu
“ Sayın seyirci, şimdi de yürek tahmin raporunuzu sunuyorum: Yer yer sağanak yağışlı olan vedalar bu hafta yüreğinizi terk edip, yerini sıcak ve heyecanlı kavuşmalara bırakacak. Balkanlardan beklenen iki yüzlü gülümseyişler yüreğinizi etkisi altına almayacak.. ”
Evet, yanlış duymadınız, yürek tahmin raporundan bahsediyorum. Yani böyle bir şey mümkün olsa, ne hoş olurdu diye düşünüyorum. Her gün evlerimize girerek, hava tahminlerini sunan meteoroloji uzmanları gibi, yürek uzmanları da olsa ve bizler bu kişilerin sundukları raporlara göre hareket edip, üzülmeden, düşmeden, kırılmadan önlemimizi alsak, gelmesi mümkün sevdalara karşı. İmkansız bir istekle uğraşıyorum, meteoroloji değil, sağlık uzmanları gelecek yanıma gele gele. Ama bu sadece çılgın bir düş. Ara sıra gönlümüzü hoş tutacak, dudaklarımızı gülümsetecek düşler kurmayacaksak, yaşamın ne zevki kalır, değil mi?...Hadi ama, şimdi sizler de bana katılın, biraz genişletelim bu yürek tahmin raporu düşünü ve gülümseyelim. Mesela evde oturmuş pineklerken telefonunuz çalıyor ve arkadaşınız sanki bunu öğrenen ilk insanmış gibi, baharın geldiğini inanılmaz bir sevinçle size müjdeliyor. Hava harika, deniz çarşaf, kuşlar cıvıl cıvıl gibi bilumum caydırıcı cümleler kurarak sizi dışarıya davet ediyor. Heyecana kapıldınız bile ama arkadaşınıza cevabınız şöyle oluyor:
- Tamam olur ama önce yürek tahmin raporumu alayım da, ona göre hazırlanayım. Malum bahar geldi. Heyecanlanırım falan, hazırlıksız yakalanmak istemem.
Evet ya, ben sevdim bu işi. Acilen üniversitelerde bununla ilgili fakülteler açılmasını, yürek tahmin raporu verebilecek uzmanların yetiştirilmesini istiyorum. Ne de olsa akademik olunca, diplomalı uzmanlar başka iş başvurularında bile bulunabilirler bu alanda iş bulamasalar bile. Bildiğiniz gibi mesleği dışında işler yapan oldukça çok sayıda insan var. Okuyorsun, diplomanı alıyorsun ama okuduğun mesleğin zıttı bir işte çalışmaya başlayabiliyorsun. Bu noktada, ilk iş başvuruları yaptığım zaman geliyor aklıma. Konservatuara gitmek istediğim için diğer üniversitelere girebileceğim sınavı çalışma dışı bırakmış, istemediğim bir bölümde sadece diploma ve etiket için okumak istememiştim. Velhasıl, konservatuar olmayınca iş hayatına atılmanın zamanı geldi diyerek iş başvurularında bulunmaya başladım. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine, bir insan kaynakları şirketine de cv bırakmaya gittim. Cv’ye bakan bayan, üniversite mezunu olmadığımı ve özel okul mezunu olmamın, İngilizce bilmemin işe yaramayacağını söyleyerek yardımcı olamayacaklarını dile getiriyordu ki, vurucu cümleyi kurdu; “ hangi bölüm fark etmez, fırıncılık bile olsa, bir diplomanız olsaydı, size hemen yardımcı olurduk”...Şaşkın bir surat ifadesiyle oradan ayrılırken, ağzımın açık kaldığını fark etmemişim. Allah’tan bir bayan yanıma yaklaşarak, ağzımın açık kaldığını söyledi de, utanarak teşekkür edip kapattım. Bir erkeğin pantolon fermuarını açık unutması kadar korkunç bir şey bu. İyi ki o kadın yolda yanıma gelerek uyardı. Neyse, ne diyordum, (bu arada bu özür bana ait değil ama fırıncıların önünde saygıyla eğiliyorum) sadece diploma olsun da, neyle ilgili olursa olsun diyen insan kaynakları şirketleri varken ve bu şirketlere, eleman aradığını bildirerek portföylerini sunan şirketler varken, açıkçası bir diplomam olmadığı için üzüldüm o zaman. Hayat üniversitesinde hala öğrenimime devam ediyorum ama hemen mezun olmamı lütfen beklemeyin diyecektim ama iyi ki susmuşum.
Hal böyleyken, benim yürek tahmin raporu sunabilecek uzmanların yetiştirilmesini sağlayacak fakülteler istemem saçma olmamalı. Ne de olsa diploma önemli ve onların da bir diplomaları olacak. Yüreğiniz, yaratıcılığınız, inisiyatif ve sorumluluk sahibi olmanız gibi özellikleriniz önemsenmeyebilir. Hem böyle uzmanlar yetiştirilirse çok önemli bir görevleri olacak, bizleri; olası aşklara, sevgilere, vedalara karşı uyaracaklar, bizler de ona göre dışarıya çıkacağız.
Ağlanacak halimize gülüyor muyum yoksa gülünecek halimize ağlamak üzere miyim karar veremedim ama ben bu düşü sevdim. Sizlere bu konuda daha fazla yazmak, içimi dökmek, bu düşü alabildiğine açarak sizlerle paylaşmak isterdim ama bahar gerçekten de yüzünü gösteriyor bugün. Hava güneşli, insanın içi kıpır kıpır oluyor ve aksilik bu ya, önlemimi almadan dışarı çıkmışım bugün. Gayet salaş, bakımsız...Aniden sevgi çiselemeye başlasa, maazallah şifayı kaparım. Bu yüzden hemen vapura yetişmeli ve eve gitmeliyim. Ah ah, hafta sonu bu kadar erken saatte eve kapanmak iyi değil ama ne yapayım, yürek tahmin raporumu verebilecek uzmanlarım yok ki memleketimde. Olsaydı, ona göre hazırlanır, böyle telaş içinde eve gitmeye çalışmazdım.
Neyse, hadi kaçtım ben, vapur yanaştı. Havanız nasıl olursa olsun, yürek tahmin raporunuz sağlam olsun.
’06 İzmir / Passaport Cafe Bar – kafayı mı üşüttüm yoksa yüreği mi endişesi – |
|
_________________ " Bir bal çanağı olmak isterdim
Çocuklar parmaklarını banardı gözlerime
Kör olurdum ufak elleriyle
'Bugün' diye başlayan bir masal söylerdim
Gülüşürlerdi, gülerdim.. "
|
|
|
 |
|
|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Toplam 2 mesaj] |
|
|
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|